Kategori: Yazarlar

Danimarka Başbakanı Lars Løkke Rasmussen, Danimarka’yı “Dünya’nın özgür, zengin ve güvenli en iyi ülkesi olarak” adlandırıyor. Nazizmin Propaganda Bakanı Goebbels’in tezine göre, bir yalan ne kadar çok tekrar edillirse halk o kadar çok inanacaktır. Fakat gerçekler; bu ülkede yaşananlar başbakanın söylediklerini gölgeleyemiyor. Finans Yasası’nı ırkçı Halk Partisi ile imzalayan Liberal Hükümet, onunla işbirliği ile aşırı kısıtlamalara gitti. Kısıtlamalardan çocuklar, eğitim, sağlık, engelliler, hastalar, işsizler ve yaşlılar oldukça fazla etkilenirken; insan düşmanı Halk Partisi insan haklarına da büyük darbe vurdu. Planlanmış gettolar oluşturularak yoksulluk, çaresizlik saklandı. Devamı »

Bizim ülkemizdeki siyaset bilhassa Avrupa ülkelerindeki siyasete pek benzemiyor. Bunun belki onlarca nedeni olabilir, siyaset bilimciler yada sosyologlar, her konuda uzman TV yorumcuları tartışabilir ama bana göre en önemli unsur demokrasinin hiç yerleşmediği bir ülkede doğru dürüst siyaset beklemek yanlış olur. Burjuvazinin daha yeni yeni kendini burjuva olarak gördüğü (O da çok az bir kısmı, bizim ülkede her çalışanı işçi yada her zengini burjuva görme alışkanlığı var, oysa onun sınıf kültürünü de almak gerekiyor.) Türkiye’de partiler yada siyasetçiler burjuva siyaseti de yapamıyor. O yüzden karşınızdakine nasıl karşı çıkacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu konuyu gelecek hafta daha detaylı yazacağım… Devamı »

Bu konuda yazmak için esasında 2-3 gün daha bekleyecektim. Bekleme nedenim de bizim bildiklerimiz yada yazdıklarımız dışında bişey olup olmadığıydı. Şimdiye kadar yayınlanan belgeler tıpatıp uyuyor. Olaya şu açıdan bakmak gerek, benim tahminlerimi yada siyaseten olanlara ve olacaklara bakışımı ABD göremez mi? Görür, hem de benim 10 katım daha iyi görür. Devamı »

Bu ülkede herşey deneme yanılma sistemiyle, kimilerine göre yavaş yavaş, kimilerine göre hızlı olarak yapılıyor. Birileri bir düğmeye basıyor, düğmeye basıldığında bir kobay seçiliyor, o kobay harekete geçiyor ve ondan sonra gelecek tepkiler belirleniyor. Daha önce milletvekili seçilen Merve Kavakçı olayı da bunlardan biri. Merve Kavakçı olayını anımsayacaksınız, türbanlı milletvekili seçilip yemin etmeye kalktı ve milletvekilliği düşürüldü. O bir denemeydi, bana göre kobay seçilmişti, kendisi kobay olup olmadığını biliyor muydu bilemem, o onun sorunu.

Devamı »

Siyaset de sanırım matematik gibi bişey, hangi konuya el atarsanız atın içinde matematik gibi siyasi bir olay buluyorsunuz. Kimileri AKP hükümetiyle Türkiye’nin hemen hemen her alanda ilerlediğini söylese de bana göre son hızla geriliyor. Geriliyor derken sadece gerilemiyor, 21. Yüzyılda dünyaya rezil oluyoruz. Son zamanlarda yaşanan sanat ve edebiyat olaylarına bir göz atalım: Devamı »

Doğru olanın, bütünün hayrına hizmet edenin, din’i, dili, ırkı, mezhebi yoktur. Ahlak kuralları evrenseldir. Üç yaşında bir çocuğun tecavüzü hiçbir din, ırk ve mezhep de kabul görmüyor. Neden? Çünkü Ahlak Evrenseldir. Bazı olgular, bazı dinlerde, bazı olgular bazı mezheplerde ön plana çıkmış, üzerinde düşünür.

Devamı »

19 Aralık 2000 yılında “Hayata dönüş operasyonu”nda öldürülen ve yaralanan tutukluların duruşmasına başlandı. Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde yapılan bu “Hayata dönüş” operasyonu çabuk unutuldu. Bugünün kimi demokrat yazarları olay olduğu gün nerdeyse övgüyle sözediyorlardı. Oysa adının aksine 28 kişi savunmasız bir şekilde öldürülmüştü. Devamı »

CHP’nin başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu geldiğinden bu yana CHP’nin ne kadar sol olacağı yada sola yanaşacağı tartışılıyor. CHP sol yada sosyal demokrat bir parti değil, hiçbir zaman da olmadı. Bülent Ecevit’in başkanlığı dönemini söyleyenler olabilir ama bana göre Ecevit de hiçbir zaman sosyal demokrat parti olmadı. Bir dönem Erdal İnönü, Aydın Güven Gürkan ve Altan Öymen’le bunu yakalamaya çalıştı ama etrafındaki Fikri Sağlar ve Ercan Karakaş gibi sosyal demokratların gücü yetmedi. Defalarca yazdığım gibi bana göre Mustafa Kemal send-romundan kurtulamadığı için bunu yapamadı. CHP’nin esas tabanı Mustafa Kemal ruhunu ta-şıdığından ve Kemalizmi sosyal demokrasi sandığından CHP sosyal demokrat parti olamadı. En doğrusu CHP Mustafa Kemal’i yaptıklarıyla anıp, onu aşan ve ileriye götüren bir parti olamadı.

Devamı »

İki-üç gönce gazeteleri karıştırıyordum internette, Taraf Gazetesi’nde Metin Altınok’un son yazısını okuyordum. Yazıyı okurken de uzun süredir sohbet edemediğim bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Daha önce de yazdığım gibi uzun süre gazeteleri ve haberleri takip etmediğimden beni atladığım haberlerle ilgili bilgilendiriyordu. Numan Kurtulmuş’un başkan olduğu Halkın Sesi Partisi’nden söz ediyordu. Kurucular arasında ne kadar solcu olduğunu, sloganlarının çok önemli olduğunu anlattı. Bir ara CHP ve EDP birleşme görüşmeleri bile yapmış. Şaşkın şaşkın dinlemeye okumaya devam ettim yazdıklarını. O sırada Altınok’un ya-zısında bir paragrafa gözüm takıldı: “Şimdi de Baykal’ı, Sav’ı tasfiye edip yerine, canımız, çocuğumuz Ceylan Önkol’dan gazetedeki köşesinde “leş” diye bahsedebilen bir acayip akademisyeni ve KCK davasına Kürtleri “azınlık” bile saymayan Süheyl Batum’u ikame eden “yeni” CHP ile EDP, HAK-PAR, DSİP gibi bu ülkenin gerçek sol partilerini “tecrit” etmek için bir cephe oluşturmaya çalıştıklarını öğrendiğimiz kesimlerin ittifakına destek vermemizi istiyorlar.” Devamı »

“Ve en leyse li’l-insâne illâ mâ seâ”

Ve şüphe yok ki, insan için çalıştığının dışında bir karşılık yoktur! (Necm Suresi, 39)

Yeni bir din ürettiler! Hem de Kur’an verilerini alaşağı etmek sureti ile… Üzerine örtülmüş bir şirk kepazeliğine hapsedilmiş yepyeni bir din…

Meliklerin, hannasların, mütreflerin dini… Devamı »