Kategori: Ahmet Nesin

Askerlik güzel bir meslek midir diye soracak olursanız bana göre değildir. Ben kimileri gibi ülkemin sınırlarını koruyan olarak bakmam askere yada askerliğe, çünkü benim ülkemin sınırlarıyla işi olmayan, uğraşmayacak, barış içinde bir komşular bütünlüğü ve barış içinde bir dünya özlemiyle savaşım veririm. Bunun adına isterseniz sınırsız dünya da diyebilirsiniz. Eskiden Nazlı Ilıcak da dahil olmak üzere bizim sınırsız dünya görüşümüze çok kızarlardı, “Pis komünistler Moskova’ya!..” derlerdi, hatta bir keresinde Aziz Nesin onlara “Ben çok gittim biraz da siz gidin…” diye yanıt vermişti. O dönem bize kızanlar şimdi Avrupa Birliği içindeki sınırsız dünyayı çok seviyorlar, 27 ülkenin sınırlarında asker neyim yok artık. Devamı »

Sadece gazeteci olsalar iyi, bir de aklınızın alamadığı kadar demokratlar. Öyle bir demokratlar ki, Türkiye’nin demokrasiye kavuşması için ellerinden geleni yazarlar. Geçenlerde eski Vakit yeni Yeni Akit Gazetesi’nde bir okur mektubu yayınlandı ve ortalık biraz karıştı. Okur mektubu olmasının gazeteyi nereye kadar bağlayıp bağlamayacağı tartışmaları yapıldı. Önce size okur mektubundan bikaç örnek vereyim: “İyisi mi göstericilerin üzerine vurmak, öldürmek gayesiyle ateş açmak. Kaçan gösterici nerede bulunursa zımbalanmalı. İsterse bir ay, bir sene sonra ele geçsin. Anayasa Profesörü Sayın Burhan Kuzu ne dedi ki onu yumurta yağmuruna tuttular? Böylelerine öğrenci denir mi? İnsan denir mi? Çakallar gibi saldırdılar adama!..” Devamı »

2-3 gündür çok başka bir yazı üzerine düşünüyordum ama attığım başlığı kimi arkadaşlarıma danıştım ve ters tepki alınca vazgeçtim. Konu “Fatmagül’ün Suçu Ne?” üzerineydi, AKP Bursa Milletvekili Ali Kul yeni çıkacak RTÜK yasasından bahsederken tehdit etmiş. RTÜK yasasını ilerde tartışırız da Ali Kul’un söylediği bişeye kafayı taktım. Kul tecavüz sahnesiyle ilgili olarak “Sözkonusu tecavüz sahnesi, hiç kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde verilebilirdi!..” demiş. İşte bu tümceye takıldı kafam, tecavüz sahnesinin verilip verilmemesi tartışılır, belki bir filmde konulur da dizide gösterilmeden çekilebilinir ama kimseyi rahatsız etmeden nasıl olur, işte bunu anlayabilmiş değilim. Rahatsız etmeyen bölüm Vakit Gazetesi eski yazarı Hüseyin Üzmez’in yaptığı gibi mi oluyor acaba? Hatta Hüseyin Üzmez’in yaptığına Kur’an’a göre 4 şahit olmadana esasında dinen ceza bile verilemeyeceğini yazan olmuştu. Devamı »

Şengen kriterlerine karşın Şamgen kriterleri tartışılmaya başlandı, esasında yanlış söyledim, Şengen yerine Şamgen tartışılmaya başlandı. Bunu tartışır yada tartışmaya açarken kimsenin aklına kriterlerini tartışmak gelmedi. Bakkal açar gibi üniversite açılan bir ülkede bunu tartışmak da o kadar kolay ki, hepsinin adı demokrasi. Devamı »

Bigün sizlere benim demokrasiden nefret ettiğimi söylerlerse hiç şaşırmayın, kesin doğrudur çünkü ramak kaldı… Şimdilik nefret etmeme nedenim henüz demokrasinin ne mene bişey olduğunu algılayamamış olmamdan kaynaklanıyor. Ülkede öyle bir demokrat bolluğu, öyle bir demokrasi kavramı çeşitliliği olunca ben demokrasinin ve demokratlığın ne olduğunu anlayamadığımdan nefret bile edemiyorum. Devamı »

Önceki gün(19 Aralık 2010) Ahmet Altan Taraf Gazetesi’nde bir yazı yazdı ve gerçekten çok üzüldüm. Yazılarında Ahmet Altan’ı benim kadar sık eleştiren başkası var mıdır bilemiyorum, çok da önemli değil ama bu kez çok üzüldüm, çünkü Ahmet Altan artık inanmasa da bildiği bir konuda bilerek yanlış yazıyor… Üzüldüm çünkü Altan bildiği bir konuda cahilce konuşuyor, o konudan da rant sağlıyor. Altan Marksizmi biliyor ama saptırıyor yada Marksizmi bilmeyen halka “Marksistler esasında böyle olmalıdır!” diye yalan yanlış yazıyor… Gelelim Altan’ın önceki gün yazdığı yazıdaki bölüme: Devamı »

Yazıya yumurtayla başlayacağım ama bu yumurta atılan yumurtalardan değil, kapıya gelen yumurtalardan. Açılamayan Kürt açılımı nasıl başlamıştı anımsayanınız var mı? Benim aklımda kalan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Yakında güzel şeyler olacak…” tümcesiyle başlamıştı. Arkası geldi, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Kürt olmayan Kürt uzmanlarıyla toplantılar yapmaya başladı. Bunlardan bazıları sanki gizli danışmanlar, mesela Oral Çalışlar, Kürt çalıştay’ında var, Alevi çalıştayında da… Bu toplantıları başından beri ciddiye almadım ama Kürt Açılımmayalım kahvaltısına Seda Sayan gibileri çağrılınca işin ne kadar gayrı ciddi olduğunu iyice anladım. Devamı »

Hangi birinden başlamalı, tam olarak bilmiyorum, o kadar kalabalıklar ve bu ülkeyi yönetmişler ki aklıma gelene göre sıralayıp anlatacağım. Teker teker düşündüğümüzde fazla zorlanmıyoruz yada gülüp geçiyoruz ama hepsini bir arada düşününce insanın yerin dibine geçesi geliyor. Devamı »

Yeni silah ruhsatı nasıl alınır, sanırım bisüre de bunu tartışacağız. Önce size bir anımı anlatayım. Ben doğduğumdan beri Fenerbahçe’liyim, hem büyük ağabeyim Ateş’in dürtüklemesiyle hem de 6 yaşımdan beri Fenerbahçe’de oturmamdan dolayı. Hâlâ Fener yenildiğinde üzülecek kadar fanatik ama yenildiğinde kahrolacak ve sokaklara fırlayacak kadar taraftar olmadım, olmak da istemem. Oğlum 5-6 yaşlarındaydı, Fenerbahçe şampiyon oldu ve Bağdat Caddesi’nin tam arkasında oturuyoruz. Ben şampiyonluğa sevinince kutlamaya gitmek istedi, yer yerinden oynuyor, haklı çocuk. Olası bir kurşundan dolayı izin vermedim ve ben de gitmedim. O yaşta oğluma ölebileceğini anlatmam zordu, o da intikam almak için Beşiktaş’lı oldu. Ne intikam ama, sandı ki Beşiktaşlı olunca kutlamalara gidebilecek, neyse ki Beşiktaş seyrek şampiyon oluyor… Devamı »

Sanırım son günlerde çok yumurtadan kaşıntım tuttu, evet kaşıntım tuttu ki yukarıdaki başlığı attım. Sandığınız gibi değil, çok yumurta neyim yemedim ama o kadar yumurta lafı duydum ki isilik çıkarmış yada kızamık geçiren çocuktan beterim şu an. Ergenekon olayı artık eskisi gibi ciddiye alınmıyor olmalı ki bir kısım demokratımsı eşhellektüellerle, sorosyalist yazarologlar yumurtadan civciv yerine darbe çıkardılar… Darbe lideri Mustafa Balbay içeride olduğuna göre darbeyi kim yapar, BKKAMBMMİYSÖD (Bir Kısmı Kemalist, Azıcığı Marksist, Bol Miktarda Maoist, İlerici Yumurta Sever Öğrenci Derneği) yapar tabii ki. Bu dava da -Her duruşmada gerek savcı ve hakimler, gerek sanık ve avukatlar dernek adını yanlış yazacaklarından- itiraz itiraz üstüne hiç başlayamayacak ve bitmeyecektir. Doğal olarak bu çocuklar Yumurtacı Darbeci olarak hem Türk devrim tarihine, hem Türk Dinci hem de Türk Libre-el-al tarihine geçecekler. Yumurtayla beraber çocuğunu kaybeden 19 yaşındaki kız unutturuldu ya, gerçekten helal olsun kendisine hâlâ Sosyalist diyen Libre-el-al bozuntuları… Devamı »