Kategori: Ayten Bayram

Danimarka Başbakanı Lars Løkke Rasmussen, Danimarka’yı “Dünya’nın özgür, zengin ve güvenli en iyi ülkesi olarak” adlandırıyor. Nazizmin Propaganda Bakanı Goebbels’in tezine göre, bir yalan ne kadar çok tekrar edillirse halk o kadar çok inanacaktır. Fakat gerçekler; bu ülkede yaşananlar başbakanın söylediklerini gölgeleyemiyor. Finans Yasası’nı ırkçı Halk Partisi ile imzalayan Liberal Hükümet, onunla işbirliği ile aşırı kısıtlamalara gitti. Kısıtlamalardan çocuklar, eğitim, sağlık, engelliler, hastalar, işsizler ve yaşlılar oldukça fazla etkilenirken; insan düşmanı Halk Partisi insan haklarına da büyük darbe vurdu. Planlanmış gettolar oluşturularak yoksulluk, çaresizlik saklandı. Devamı »

Kopenhag, Andersen’in masallarından tanıdığımız kuzeyin hareketli ve kalabalık bir liman kentidir. Dinamik bir ticarete, parlamentoya, kraliyete, eğitime, iş dünyasına; kısacası tüm kurum kuruluşlara evsahipliği yapmasıyla ünlü bir metropol. Ve Kopenhag Belediyesi binlerce Kopenhaglı’nın yüksek kalitede servis ve hizmet talepleri için, bunca karmaşasına rağmen dinamik ve yaşamsal olmaya devam ediyor. Kopenhag, halkın bilgisinden ve tartışmalarından geçmeyen hiçbir kararı hayata geçirmiyor. Devamı »

İnsanların düşünceleri, fikirleri ve düşleri kendiliğinden gerçekleşmiyor. Ortak bir amaç oluşturmak için fikirlerin konuşulması ve tartışılması gerekiyor. Savaş, kirlilik, sömürü gibi şeyler birilerinin işine geldiği sürece yok olmayacağı için, bu gibi şeylerin bir mucize ile değişeceğine inanmanın da faydası yok. Bu gidişata müdahale etmekten başka çare olmadığını, burnunun ucundan bakarak sadece kendilerine değil; bir topluma, bir ülkeye ve bir dünyaya ait olduklarını söyleyen liseli gençlik için 3 Kasım Çarşamba günü sıradan bir gün değildi. Devamı »

Konuklarımız geldiğinde ilk götürdüğümüz yerlerden birisi Christiania’dır ki uğrayan kolaylıkla ayrılamaz oradan. Şehir merkezine 3 km. uzakta, göl kenarına kurulu, ormanlık alanıyla, dünyada ilk örneğiyle anarşistçe örgütlenmiş, eski bir askeri bölgenin işgaliyle kurulmuş bir yerleşim yeri. Christiania dendiğinde çoğu insanın ilk ağızda söyleyeceği ‘evet esrarın serbestçe satıldığı yer’. Fakat, Christianialılar bunun çok büyük önyargı olduğunu, Christiania’nın esrarın ötesinde bir ruha sahip olduğunu söylüyorlar.

Devamı »

Doğunun sınırlarının tam nerede başladığının belirsizliği içinde ırkçılar ‘perker’ der doğudan gelen tüm yabancılara. Liberallerde etnik kökenli insanlardan söz ederken ‘onlar’ ve ‘biz’ diye başlar genellikle tartışmalarına. Bu ayrım, o kadar yakıcıdır ki bazen, göçmenler kendilerinin de ‘onlar’ın bir parçası olduğunu unutup, kendilerinden olanları, ‘onlar’ diye anlatır, perker diye söz eder danimarkalılara. Onlar’ınsa homojen olduğu asla söylenemez. Statülerine göre kendi aralarında alt sınıflara ayrılırlar. Komşuları İsveç – ki burada yaşayan İsveçlilerin % 83’ünün uyum nedeniyle psikolojik sorunları olduğu söylenmekte- ve Norveçliler ilk sırayı, Batı Avrupalılar ikinci, Yunanlılar üçüncü, Wietnamlılar dördüncü, İranlılar beşinci, Türkiyeliler altıncı, Pakistanlılar yedinci, sömürgeleri Grönland bile sekizinci sıraya düşerken Romanların (Çingenelerin) adına rastlamak mümkün değil! Ama, onlardan sözederken resmi ağızlar, aşağılanmasınlar diye ‘Roman Vatandaşlarımız’ demeye dikkat ederler. Devamı »

Danimarkalı ünlü şair Henrik Nordbrandt – yıllardır Türkiye’de yaşamakta- ‘Yıl onaltı ay’ der bir şiirinde ve ‘ …eylül, ekim, kasım, kasım, kasım, kasım’ diye sürdürür dizelerini. Kasım ayı özel bir ay. Kasım ayı karanlık bir ay. Kasım intiharların en yüksek olduğu bir ay. Onca beyaz gecelerden sonra birdenbire çöken karanlık tek nedeni değil tabii ki intiharların. Kimileri adrenali düşük, soğuk insanlar olarak yorumlarken kuzeylileri, kuzeye – belki kasaba, köy kültürüne- özgü özellikleri kaleme alan Aksel Sandemose ve onun bilince çıkardığı bu oldukça etkin sözsüz yasalar; karanlık, kederli havalardan daha çok çökmekte insanların üzerine. İnsanın insan olduğunu, biricik olduğunu hiçe sayan bu sözsüz yasalara ‘Jante Yasaları’ (Kasaba kültürü) deniyor. Devamı »

Her çocuk biriciktir ve hepsinin güven dolu sosyal gruplara girme hakkı vardır. Çünkü farklı sosyal gruplar içinde olmadan yeşermek mümkün olmadığı gibi, farklılıkları içinde barındıran bireyler olmadan da gerçek sosyal gruplar oluşmaz. Devamı »

Danimarka’nın güneyinde 50 bin nüfuslu, parlamentoda da temsil edilen, kendi dilleri de olan – anadillerinde eğitim haklarını 1945 sonrası almışlar- Faroe adlı eski bir koloni adası var. Danimarka küçük bir ülke. Faroe ondan da küçük. Zaman zaman Danimarka’dan ayrılma istemleri olsa da, yalnız yapamayacakları, izole olacakları korkusuyla talepler bir ileri sürülür ardından da geri çekilir. Danimarkalılardan çok daha koyu renkli olan bu halk, Osmanlılar döneminde denizci Türklerle tanışmış -ama hiçbir Türk erkeği kalmamış- akraba olmuşlar. Halay ve kimi Türk yemeklerini öğrenen halk; ‘iyi ki Türkler geldiler. Yalnız yaşayan bizlerin genlerinin tazelenmesine neden oldular! Yoksa akraba evlilikleriyle sakat genlerin çoğalması işten bile değildi’ derler. Burada, pek çok rastlamadığımız adalılar, oldukça farklı gelenek görenekleriyle Danimarkalılarla aynı refah düzeyine sahipler. Devamı »