Türkiye’de son yirmi yıla baktığımızda cumhurbaşkanlarında bir gariplik var, bu garipliği bozan tek kişi de Ahmet Necdet Sezer. Turgut Özal cumhurbaşkanı seçildiğinde kimileri sivil cumhurbaşkanı seçildi diye nerdeyse göbek atmıştı. Kimse Turgut Özal ’ın 24 Ocak kararlarının kahramanı olduğunu, 12 Eylül faşizminin başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olduğunu, “Anayasayı bir kere delmekle bişey olmaz!..” diyerek Ahmet Özal’a özel televizyon kurdurtan ve oğlunu milyoner yapan olduğunu hesaplamadı… Benim aklımda kalanlardan birisi “Terlik kararnamesi”ydi mesela, bir gecelik kararnameyle birlikte hayali ihracattan çok ciddi para kazananlar oldu. Buna benzer onlarca olay yazılabilinir, hatta ANAP’ı desteklemediği için batırılan Okumuş Holding olayı bile vardır yapılanların arasında. O yüzden Cem Uzan olayında olanlar konusunda Özal, Recep Tayyip Erdoğan’ın hocasıdır, doğal olarak Aydın Doğan konusunda da … Bana göre Turgut Özal ailesinin zenginleşmesi konusunda ilk sanık olması gereken cumhurbaşkanıdır.

Özal’ın ölümüyle Çankaya’ya çıkan Süleyman Demirel’in geçmişine baktığımızda da benzer olayları görüyoruz. Yeğeni Yahya Demirel Türkiye’de ilk hayali ihracatı keşfeden kişidir. 70’li yıllarda “Hayali sunta ihracatı”yla tarihe geçmiş, oldukça iyi para lüpletmiştir. Çoban Sülü diye anılan Demirel’in kardeşleri de Türkiye’nin sayılı zenginlerinden birileri olmuştur. Ve en son olarak diğer yeğen Yahya Demirel’in banka olayı ortaya çıkmış ve ailede bu tür işlere girmeyen nerdeyse kalmamıştır. Yani ailede Süleyman Demirel haricinde hemen hemen herkes sanık olmuş.

Demirel’in cumhurbaşkanı olmasıyla araya Tansu Çiller giriyor, onlar da karı-koca banka batırıp zengin olanlardan. Sanırım annesi yastık altında unuttuğu paraları anımsayınca zengin olmuştu o da. Şimdi bir profesör olarak boğazda yalıda ikamet ediyor. Neyse ki cumhurbaşkaniyesi olmadı kendisi…

Daha sonra Ahmet Necdet Sezer geldi ve bu konuda en ufak bir dedikodusu çıkmadığı gibi Çankaya Köşkü’nün masraflarını azamiye indirdi. Sezer’den sonra cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül de sanık cumhurbaşkanlarından birisi. Beraat eder yada etmez ama aynı davadan yargılanıp ceza alan eski genel başkanı Necmettin Erbakan’ı affederek ne kadar demokrat olduğunu kanıtlamıştır. Aynı davanın sanığı olarak, o davanın suçlusunu affetmek bence o işe iştirak etmekten daha ağır bir suçtur.

Dün cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bir yasa çıktı. Halkın seçeceği cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başbakan aday olursa makamından istifa etmiyor. Bu yasa büyük bir olasılıkla eşitlik ilkesinden dolayı Anayasa Mahkemesi’nden geri dönecektir ama benim derdim bu değil zaten. Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olursa (Seçilme olasılığı bence sıfıra yakın) ve seçilirse yeni bir sanık cumhurbaşkanımız daha olacak.

Farkında mısınız bilmiyorum ama bizler 12 Eylül’den beri Türkiye’de demokrasi savaşımını ve tartışmalarını bu insanların idaresinde yapıyoruz. Arada bakan olanlar da var, hatta ceza yiyenler de. Cavit Çağlar bunlardan birisi mesela, ceza alan bu kişi ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı yaptı.

Türkiye solu olarak durumumuzu düşünebiliyor musunuz, 70’li yıllardan beri biz bu kişilere karşı demokrasi savaşımı veriyoruz, onlar bizim idam edilmemiz hakkında mecliste el kaldıran kişiler, nasıl daha fazla cezalar alırız konusunda yasalar çıkaranlar. Bugün birileri bu insanları demokrat yerine koyuyor ve halk bunu anlamadığı için hâlâ oylarını bu kişilere veriyor. Hele “Halk artık demokrasi istiyor, bu değişiklikleri halk istiyor…” diye yazmıyorlar mı, gözlerim yaşlı yaşlı gülüyorum…