Dünyaya baktığımızda en çok kişiler ve ülkeler bazında trajedilerin yaşanma sebebi  aynı mekanizmayla işliyor gibi görülmektedir.  Düşünülerek yaratılan bir etki ile istenilen sonucu elde etmek. Bu kesinlikle zor değildir. Hedefiniz  bir kişi de olabilir, bir ülke de olabilir.  Zayıf noktaları ile karşı tarafın beyninin, duygularının işleyişini çok iyi tanımakla ve iyi bir stratejiyle, planlanan etkiye amaçlanan tepkiyi elde etmek hiç de zor değildir.

Türkiye Halkının en hassas olduğu, duyarlılığının yüksek olduğu bir konuda şüphesiz Atatürk ve Bayrak ile ilgili olaylar ve haberlerdir. Bursa-Nilüfer Belediye başkanının Atatürk posterleri ve Türk bayrağı dağıtmasının tahrik olarak görülmesi.

Neye ve kime karşı tahrik? Bir ülkenin Bayrağı ve o ülkenin en büyük liderinin  ve kurucusunun resmi kimleri tahrik edebilir?
Normal bir vatandaş kendi ülkesinin bayrağından ve kendi ülkesinin kurucusu olan liderin resimlerinden tahrik nasıl olur? 1.Bazı kişilerin Milliyetçilik duyguları kabarır. 2. Bu ülke’yi bölememekten  ötürü karın ağrısı çeken diğer kişiler de şüphesiz  tahrik olur. Birbirinin zıttı her iki kesimi de tahrik eden bir durum sözkonusu gibi gözüküyor.

Vatandaş ise, biri ırkçı diğeri bölücü diye ben bayrağımı Atamın resmini dağıtamayacakmıyım? diye soruyor.
Bu  fotoğrafa baktığımda;
Her zaman rahatsız olduğum bir şey den yine çok rahatsız oldum. Her önüne gelen, kişisel amaçları, siyaseti v.s için Atatürk’ü kullanmasından, bayrak ile oy toplamasından, prim yapmasından fena halde sıkıldım.
Bayrak olayını tahrikkar bulan zihniyetin amacı ve etki nedeni ne olursa olsun, bende ki sonucu şu…

Evet lütfen artık Atatürk’ü ve Bayrağı ayağa düşürmeyin. Atatürk yaşadığı dönemde görevini yaptı, bu ülkeyi yok’tan var etti. Bir dünya değer bırakıp gitti. Doğrusu ve yanlışıyla o bir insandı. Bıraktığı eserlerini okuyun anlayın uygulayın, ilkel kabilelerin put’u gibi her yere heykel ve resimlerini koymanıza gerek yok. Resmini boşverin Nutkunu okudunuz mu bir kere? Ne anladınız? Atatürk bilincini hayatınıza ne kadar yerleştirebildiniz? En büyük devrimci Atatürk tür. Devrimin ve devrimciliğin ne olduğunu bilmek isteyen Atatürk’ün eserlerini okusun.

Mevcut çağ bitiyor ve  dünya yeni çağa geçtiğinde, devrim olgusu da değişmek zorunda kalacak! Devrim eski kokuşmuş, keskin kalıplarıyla gerçekleştirilemez. Değişim ve Devrimin Kitabı,,, halen ifade edilen haliyle dünyanın yarısını düşman ilan ederek hırsla değil, bütünün hayrı gözetilerek, tüm dünya ile koordine olarak yeniden yazılmadığı takdirde; bilgi ve iletişim çağında  ne peşinden kitleleri sürükleyebilir ne de gerçekleştirilebilir. Sadece ateşli devrim söylemleri olarak kalır ve hayata geçirmek mümkün olmaz. On yıllardır olduğu gibi…

Türkiye Cumhuriyeti, hükümetlerin Cumhuriyeti değildir, hiç bir zaman da olmadı… Hükümetler gelir ve gider. Etkilere beklenen planlanmış tepkiyi vermekten, şartlı reflekslerimizden kurtulmak zorundayız. Değişimin en temel yasası eskiye tutunup kalmamaktır. 2010 larda, hala bilgi sahibi olamadan fikir sahibi olan insanlarla yönetiliyorsak belki de bu yöneticiler bu ülkeye sadece ayna tutuyorlardır. Bakın işte siz busunuz ve  biz sizin başınızdayız…