Sanırım bizler uzun zamandır, hatta belki de yıllardır yanlış bişeyi tartışıyoruz. Kürt sorununa “BARIŞ” diye tutturduk ve bunu da beceremiyoruz. Beceremememizin nedeni sanırım yanlış tartışmamızdan kaynaklanıyor, evet artık herkes “BARIŞ” istiyor, akan kanın durmasını istiyor, bunun bir çözüm olmadığını biliyor ama “BARIŞ” bitürlü gelmiyor. Çünkü savaşarak “BARIŞ” konuşuyoruz, olaylar azdığında daha fazla nasıl savaşırız diye tartışmalar yapıyoruz, bugüne kadar hiçbir televizyon programında neden savaşıldığı –en azından son 25 yıldır- tartışılmıyor. Tartışılan tek şey nasıl daha fazla askeri harekat yaparak durdurulacağı, neden başladı, nasıl başladı, olayların gelişmesinde Kenan Evren’in rolü ne kadar var, bilhassa yeni nesilin haberi bile yok bunlardan.

Şimdi de tartışılan ne, sınırda profesyonel asker sayısını arttırmak!.. Ne demek profesyonel asker sayısını arttırmak, daha fazla Kürt yada PKK’li öldürmek için insan yetiştirmek. Bu çok zor bişey değil, başıboş gezen binlerce başvuru olur bunu yapmak için. Bunu yaparken de bir açıklama yapacaksınız, “Açılım devam ediyor…” Traji-komik dedikleri böyle bişey olsa gerek. Bana göre başından beri inandırıcılığı olmayan bu açılımın şimdi nasıl bir inandırıcılığı olacak, kim inanacak yada kimi kandıracaklar…

“BARIŞ”ı getirmenin tek yolu önce “SAVAŞ”ı konuşmaktan geçiyor. Bu “SAVAŞ” neden başladı, bu “SAVAŞ”ın başlamasında devletin rolü ne, en önemlisi belki de Kürtlerin Osmanlı zamanındaki durumlarıyla Cumhuriyet dönemindeki durumları arasında ne gibi farklar vardı, sadece ekonomik miydi yoksa eğitimli Kürtler çoğaldıkça kültürel talepler de arttı mı? Onlarca soru sorabiliriz böyle, yani bu savaş neden çıktı ve çıkmasına neden olan sorunlar nasıl çözülecek. İşte o yüzden önce “SAVAŞ”ın nedenlerini konuşmalıyız, sonra çözümlerini.

Televizyonlarda uyduruk “SAVAŞ” uzmanları yerine psikologlar konuşmalı, neden bu kadar çok Kürt genci rahat rahat ölümü göze alıyor, başlı başına bir tez konusu. Siyasiler bişeye çok dikkat etmek zorundalar, bilhassa son on yıldır Türk ordusu savaşmak istiyor mu, istemiyor mu, bunun bir çözümsüzlük olduğunu açıkladı mı, açıklamadı mı? Kimileri askerin demeç vermesini istemiyor, oysa askerin en demeç vermesi gereken konu bu, çünkü Kürtlerden sonra en fazla onlar ölüyor.

Bu siteyi açtığımda ilk yazıma baktım biraz önce, kitabımın ilk yazısı,1 Ocak 2008 yılında yazmışım “OLASI AMA BÜYÜK BİR OLASILIKLA” diye. O dönem Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükkanıt ve emekli olduğunda nasıl bir konuşma yapacak diye hayali bir yazı yazmışım. Kendisinden öncekiler gibi Kürt sorununda yanlışlar yaptıklarını söyleyecek, kendi kendine günah çıkartarak bu işin siyasiler tarafından çözülmesi gerektiğini söyleyecek diye bir yazı. Kenan Evren gibi biri bile “Kürtleri yok saymakla ve Kürtçeyi yasaklamakla yanlış yapmışız…” diye demeç verdi, artık gerisini siz düşünün. Hâlâ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Kürtçe konuşan Kürt kardeşlerimiz!..” diyor, Kürtleri kabul etmiyor.

Evet, sanırım her şeye sıfırdan başlamak zorundayız, “BARIŞ” yerine “SAVAŞ”ı ve nedenlerini konuşmalıyız, yoksa işimiz her zamankinden zor, geriye dönülemez yeni bir on yıllara daha girmek üzereyiz. “BARIŞ” sözcüğü sempatik geliyor, söylemesi çok kolay ama uygulaması söylemek kadar kolay değil. Savaşarak, sınır ötesi harekat yaparak, profesyonel asker yada vurucu timi arttırarak kimse “BARIŞ” elde edemez, hadi gelin hep beraber “SAVAŞ”ı konuşalım ve buradan “BARIŞ”a giden yolu bulalım.