Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu, Abant Platformu’nda, “DP’nin 1950’de iktidara geldiğinde CHP’yi kapatıp, İnönü’yü de tarihteki huzurlu yere göndermemiş olması en büyük talihsizliktir.” diye bir demeç verdi geçen gün. Herkes çok şaşırdı, çok ayıpladı, Vali olmasa linç bile edebilirlerdi. Hatta her kesimin kendine has demokratı aynı tavrı koydu, beraber demokrasi dersi verdiler adamcağıza. Bu açıklamaya karşı çıkanların Sorosyalist ekibi iki şeyi unuttu, Vali’nin başını Fethullah Gülen’in çektiği Abant Platform’unda ne işi vardı, devlet memuru nasıl olur da bir tarikatı Sivil Toplum Örgütü yerine koyar ve orada konuşma yapar, diye soran olmadı. Aynı platformda bir de bakan konuşma yaptı (Hangi bakan olduğuna bakamayacağım şimdi, zaman kaybetmeyi sevmiyorum, hangisinin olduğu da önemli değil zaten.), bir bakanın da tarikat platformuna katılması ne kadar doğru ve demokratik bir davranış, bunları tartışmıyorlar.

Ama valinin söylediği bana hiç yabancı gelmedi,o yüzden kimilerinin eleştirmesini gerçekten anlayamadım. Bugün anayasa değişikliğinde yapılmak istenen neydi, parti kapatılmalarını mecliste çözmek, yani hukukçulardan alıp, çoğunun neden seçildiğini bilmeyen milletvekillerinin iki dudağına bırakmak, daha doğrusu parti başkanlarının dediğinin onaylanmasına bırakmak. Bu yasa değişikliği meclisten geçmeyince Sorosyalistler bir avazları yerde, diğer avazları başka biyerde bağırdılar, yazılar yazdılar. Demokrasilerde böyle olurmuş neyim diye kıyameti kopardılar.

Peki valinin söylediği ne, hükümetin ve şakşakçılarının desteklediğiyasa değil mi, farkı meclis kapatmayacak da kapatılmasını önerecek. Çok farkı var mı, bana göre yok çünkü esas kararı alan meclis, hatta meclisteki büyük partiler…

Bir partinin, diğer partiyi kapatması, demokraside düşünülemez. Emre Aköz

Olmadı Vali Bey, Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu, Abant toplantısında, “CHP 1950’de kapatılmalıydı” buyurmuş. Bir kamu görevlisinin siyaset dünyasında varlığı süren bir kurum hakkında böyle bir yorum yapması yakışıksız.Ergun Babahan

Siz yukarıdaki yazılardan bişey anladınız mı, iki yazar da (Bu arada Emre Aköz için de yazar dediğimden dolayı özür dilerim, ne yapayım, bu ülkede Akbulut’a, Çiller’e ve Erdoğan’a da başbakan diyorlar. Kenan Evren’den bile cumhurbaşkanı oldu…” AKP’nin dayattığı anayasa değişikliğini sonuna kadar savundular, bizleri anti-demokratlıkla suçladılar, şimdi valiyi kınıyorlar, anti-demokratlıkla suçluyorlar. Bu nasıl bir iki yüzlülüktür, nasıl bir dönekliktir. Bırakın bari arasında 1-2 yıl geçsin de savunduklarınızı sonra inkar edin. Gerçekten de size “Yazar-aydın-entelektüel” neyim diyen var değil mi, onlara mı pes, size mi yoksa kendime mi?