Başlığı okur okumaz “Bizde demokrasi var mıydı?” dediğinizi duyuyorum. Birilerine göre var olduğuna göre, o birileri de kendilerine demokrat dediğine göre vardırmıştır sanırım. Ben AKP’yi cumhuriyetin en demokrat partisi sayanların yalancısıyım. Esasında başlığı “Erdoğan Şeriata Karşı mı Yoksa?..” yapacaktım ama sonra vazgeçtim. Şeriata karşı olup olmadığını, siyasetin ne mene bişey olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Baksanıza AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bile zamanında işkence yapmışlar. Bugün Milliyet Gazetesi’nde Can Dündar detaylı olarak anlatmış işkenceyi, Erdoğan komutanla şakalaşıyormuş, gülüşüyorlarmış. Bundan beter işkence mi olur, adamı hem içeri tık hem de şakalaş, kesin psikolojik işkence bana göre, Erdoğan sinirden gülüyordur bence yada pek yakın olmasa da iktidara geleceğini hesaplayıp gülüyordur. O şakalaştığı komutan şimdi ne yapıyor acaba, Erdoğan’ın başbakan olacağını bilseydi hiç şaka yollu işkence yapar mıydı?

Seçime kadar Türkiye demokrasisi durdu esasında, o yüzden yabancı ülkelere demokratik yardıma başladık. Önce Mısır’a başladık. Erdoğan Mısır’daki sokak olaylarını çok iyi değerlendirdi ve Mübarek’e sokağın sesine kulak vermesini önerdi. Demokrasi böyle olur zaten, Mısır’da devrim oluyordu da sütlü mısır mı patlamış mısır mı ben çözemedim. Cahilliğime verin, ben İran devrimini de anlamamıştım, Türkiye’de Kur’an ve türban üzerinden yürütülen devrimi de anlamıyorum. 12 Eylül faşist darbesinin başbakan yardımcısı Turgut Özal’ı devrimci sayanlar çıkalı beri devrimin ne olduğunu sorgulamayı sürdürüyorum.

Mısır kısmen şeriatla idare edilen bir ülke, yani Erdoğan’ın tam istediği bir yönetim şekli olmasa da yakın bir yönetim şekli. Peki sokağın sesine baktığımız zaman ne görüyoruz? Sokaktaki olaylar Müslüman Kardeşler’le başlamadı, Müslüman Kardeşler olaya daha sonra dahil oldu ve onlar dahil olduktan sonra meydandaki sayı ciddi bir şekilde arttı diyebiliriz. Bugüne kadar Tahrir Meydanı’ndaki kalabalığın tam olarak ne istediğini anlayan var mı yada o kalabalığın ortak bir paydası olduğunu söyleyen var mı? Kalabalık Mübarek faşizmini istemiyor, tek anlaşılan konu bu bence ama aynı kalabalığın birlikte muhalefet yaptığını gösteren emare yok.

İşin içine ABD girdi, bizde demokrasi çok olduğundan Erdoğan girdi ve Mübarek’e sokağı dinlemesini önerdi. Bunu üzerine Mısır büyük elçisi bir açıklama yaptı ve Türkiye’nin içişlerine karışmamasını söyledi.

İşte benim tıkandığım nokta burası, Erdoğan sokaktaki hangi direnişçilerin dinlenmesini önerdi? Anladığım kadarıyla sokakta olmayan yok, Marksistler de var, liberaller de, Müslüman Kardeşler de var sosyal demokratlar da… Müslüman Kardeşler son anda Mübarek’le görüşmeye başladı, sonu ne olacak bilinmiyor ama bişey kesinleşti Mübarek kolay kolay gitmeyecek. Müslüman Kardeşler gelirse iktidara ve Erdoğan’ın esas istediği buysa –ki hiç şaşırmam- işte ben yine anlamadığım devrimi sorgulamaya başlarım.

Erdoğan’ın demokrasisi Mübarek’in demokrasisinden çok farklı değil, Kıbrıs’ta pankart açanlara da hukuki işlem yapılmasını istedi, Süheyl Batum’a da. Batum olayı daha da ilginç, Genel Kurmay’a telefon edip de söylüyor “Gereğini yapın!..” diye… Kıbrıs’ta da pankart açanlara gereğinin yapılmasını söylüyor.

Peki Tahrir Meydan’ında pankart yok mu, varsa onlara neden bişey söylemiyor Erdoğan? Daha da önemlisi 8 Şubat’ta Erdoğan Mısır’a resmî bir ziyarette bulunacak, bu ziyaret büyük bir olasılıkla ertelenecek. Peki ertelenmezse ne olacak, Erdoğan Mübarek’e ne diyecek yada bu devrim(!) başlamasaydı ve gitseydi Mübarek’e demokrasi adına yapması gerekenleri söyleyecek miydi? Bu dışişleri işleri çok karışık, ciddi bir bilgi birikimi gerekiyor, bilmezsen de böyle arap saçına dönüyor işte. Ne Erdoğan’ın tribünde mi, sahada mı olduğunu anlayabiliyorum ne de devrimin ne demek olduğunu. Nazlı Ilıcak da Müslüman Kardeşler’in AKP’lileşmesini yazmış, yine Ilımlı İslam zırvaları başladı. Her şey aklıma gelirdi de bu hükümetin Demokrasi ihraç edeceği hiç aklıma gelmezdi. Hepsini vermeseler bari, bize de lazım da!..