Para hüpletmiş Necmettin Erbakan iktidara geldiğinden beri Türkiye’de darbe çalışmaları ve girişimleri yapıldığından en ufak bir kuşkum yok. Bu çalışmalar AKP iktidarıyla birlikte büyük olasılıkla artmıştır, ondan da kuşkum yok. Dünkü yazımda Türkiye’de görülen komik davaları kitaplaştırmayı düşündüğümü yazmıştım. Ne zaman Ergenekon davasını ciddiye almaya kalksam Ergenekon’u Ergenekomik duruma düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu komiklikleri yazdığımda da bana kimi arkadaşlar “Darbeci” yada “Ergenekoncu” diye takılıyorlar.

Yine iki satırla anlatayım, Ergenekon davası bana göre derin devlet davası değildir, 6 kez Faili Meçhullerin araştırılması komisyonu (Bu sayı sadece CHP’nin verdiği önerge sayısı, sanırım 4 önerge de BDP verdi.) kurulmasını reddeden bir iktidar derin devletle yüzleşmek istemiyor demektir. Son olarak da TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesi için CHP’nin verdiği değişiklik önergesini “Şimdi zamanı değil” diye reddeden AKP’nin anti-darbeci olduğuna karşı inancım da kalmadı… Ayrıca derin devlet davasında sanık olması gereken bisürü kişinin adının geçmemesi de benim anlayabileceğim bir konu değil.

Önceki gün tutuklanan emekli ve muvazzaf subayların olayında da sanki bir yanlışlık var. Darbe girişimcilerinin tutuklanmasına karşı değilim burada ama tutuklayan mahkemenin üye hakimi Ali Efendi Peksak’ın okuduğu gerekçe benim kafamı karıştırdı. Peksak ara kararda “Kuvvetli suç şüphesi delillerin henüz tam toplanmadığı, sanıkların konumları itibariyle delillere etki yapma ihtimali”nden söz ediyor.

Ben buradan şunu anlıyorum –Gerçekten yanlış anlıyor olabilirim, türkçem bu kadarına yetiyor- şimdiye kadar elde edilen deliller bu sanıkların tutuklanmasına yetmiyor, ama daha suç şüphesi deliller var ve bu şüphe üzerine tutukluyoruz. Henüz toplanmamış delillerin okunma olasılığı yok, henüz toplanmamış deliller okunmuş olsa bu deliller toplanmış delillerdir. Sizin de mi kafanız karıştı. Yani toplanmamış ve doğal larak okunmamış delillerin suç olabileceğini söylüyor mahkeme, ve ne olduğunu hatta belki de nerede olduğunu bilmediği bu delillerin suç olabilmesi olasılığıyla tutuklama kararı çıkartıyor.

Bu mantık çok uzayabilir esasında ama sonuç değişmez, yapılan şey olasılık üzerine bir tutuklama. 12 Eylül sonrası er olarak askere gittiğimde S 1 subayı binbaşı beni çağırmıştı. S 1 subayı birliğin istihbaratından sorumlu subay. Ben de en azından adımdan dolayı bile sakıncalı olduğumdan heryerden bilgiler gelmiş. Binbaşı elinde bir sayfa ban sallıyor ve kahkahalar atıyor. Belgeyi okuttu bana, mahalle muhtarlığından gelmiş, şöyle yazıyordu: “Ahmet Aziz Nesin’in solcu olduğu tahmin edilmektedir.” Ben de gülmeye başladım, binbaşı bana bu yazının nedenini sordu. Nedenini o zaman söylemedim, şimdi açıklayabilirim, muhtarımızın eşi baba tarafından hemşehrimizdi, Şebinkarahisarlıydı. Tutuklanmamı engellemek için böyle yazarak bana kıyak yapmıştı. Ama şaka değil, sadece bu yazıdan dolayı bile tutuklanabilirdim… Önceki gün yapılan tutuklama da buna benziyor sanki.

Darbe girişimi yapanlar tutuklanmalı ama bu ara kararla tutuklanınca sanki orduyla AKP arasında yapılmış bir anlaşma varmış gibi gözüküyor bana. Dün bir arkadaşımla sohbet ederken bunca darbe çalışmasından dolayı neden hiçbir genelkurmay başkanının sanık durumuna düşmediğini sordum. Bu bana garip geliyordu ki bu sabah Taraf Gazetesi çalışanı Mehmet Baransu’nun bir açıklamasını okudum: “Yakın zamanda  İlker Başbuğ irtica ile mücadele eylem planı sebebiyle   Yaşar Büyükanıt’ta e-muhtıra dolasıyla tutuklanacaklar.”

Dikkat edin Baransu bir olasılıktan bahsetmiyor, kesin bir ifadeyle “Tutuklanacaklar” diyor. İşte yeni çıkan çuval çuval belgelerle tam Ergenekonu ciddiye almaya hazırlanıyorken, onlar sanki bilerek olayı ERGENEKOMİK bir hâle getiriyorlar. Davaya Abdurrahman Dilipak’ın müdahil olarak katılması mı ne, sanırım o da EŞHELLEKTÜEL  bir ERGENEKOMİK bir durum.