Milliyet Gazetesi’nde Hasan Cemal’in dün yazdığı “İrtica Kalmadı Faşizm Verelim” başlıklı yazısı bana çok ilginç geldi. Hasan Cemal faşizmin ne olduğunu bilmiyor diyemem çünkü yazısında tarifini yapıyor ama tarifini yaparken de “Faşizm gelmiyor, korkmayın…” diyor… Hasan Cemal yazısının bir bölümünde “Başbakan Erdoğan’la hükümetini demokrasi ve hukuk ya da ‘derin muhafazakarlı’ veyahut üslup konularında eleştirebilirsiniz. Ben de eleştiriyorum. Erdoğan’da gittikçe dahaçok kendini belli eden ‘tek adamcı’ ve aşırı inatçı eğilimleri eleştirebilirsiniz. Ben de eleştiriyorum Ergenekon, Balyoz davalarında hukukla, adaletle bağdaşmayan noktaları eleştirebilirsiniz. Ben de eleştiriyorum. Hatta eleştirilerimin sayısı ve dozu son zamanlarda gittikçe artıyor Ama burada düşünmekte yarar var. Bu eleştirilerden yola çıkarak bu ülkede “Faşizm kapıda!” demek gerçekle de, hakkaniyetle de bağdaşmaz.” diye yazmış.

Hangi dediğini alsam, en iyisi baştan başlamak. Bir parti yada hükümeti demokrasi adına eleştiriyorsanız, hele bunu desteklerken yapıyorsanız bu hükümet demokrasiden nasibini almamış demektir. Demokrasiden nasibini almamak ne demektir, sanırım Hasan Cemal biliyordur.

Bir hükümeti hukuk adına eleştiriyorsanız zaten ilk eleştirinin bir anlamı kalmaz, yani hukuk adına eleştirdiğiniz hükümetin demokrasiyle bir bağı olamaz.

AKP hükümetini “Derin muhafazakarlık”la suçluyorsan eğer Hasan Cemal bunun ne anlama geldiğini benden iyi bilirsin. Derin muhafazakarlığın siyasi olarak bir ülkeyi götüreceği yer çoktan bellidir. Adı teokrasidir ve teokrasinin demokrasiyle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Teokrasi faşizmdir.

Evet sen de eleştiriyorsun Erdoğan’ı ‘tek adamcı’ ve aşırı inatçı eğilimleri”nden dolayı. Peki bu eleştiriyi neden yapıyorsun, bunlar demokrasinin değişik biçimleri mi yoksa Erdoğan’ın tek adamlığa doğru gitmesi yavaş yavaş teokrasiye gitme çabası mı? Dünyada demokrat bir teokrat varsa umarım yazarsın, bizim gibi bilmeyenler de bilgi sahibi olurlar.

Balyoz davalarında hukukla, adaletle bağdaşmayan noktaları” eleştirebilirmişiz, teşekkürler Hasan Cemal iznine. Evet eleştirebiliriz, çünkü sen de eleştiriyorsun ya, bu tümce bile anti-demokratik bir tümce, “Benim eleştirdiklerimle sınırlı kalın, fazlasını kurcalamayın…” demektir yada ben öyle anlıyorum. Yani dikkat edin, AKP ve Erdoğan’ın anti-demokratlığı size de bulaşabilir hatta başladı bile sanki.

Bir davanın hukukla bağdaşmayan noktası varsa o davayı nasıl ciddiye alabiliriz Hasan Cemal. Bütün Ergenekon ve Balyoz dava dosyalarından saçmalıkları çıkartırsak geriye kaç sayfa kalıyor. Ben bu davalarda bunları görmek istiyorum ama içindeki saçmalıklar varken yada ayıklansa bile nasıl ciddiye almamı beklersin? AKP tipi partilere karşı yapılan 28 Şubat darbesinin mahkemede esamesi bile okunmuyorsa bu davayı yada bu partinin anti-darbeci olduğunu nasıl kabul edebilirim? Sen ediyorsan bu işte bir gariplik var derim, hukukla ve adaletle bağdaşmayan bir dava demokratik bir dava olamaz, onun altında bir zorlama vardır.

Bu yazdıklarımla hemfikiriz çünkü senin yazdıklarını aldım sadece. Peki öğrenci affıyla beraber 12 Mart ve 12 Eylül’de üniversitelerden atılanlar örgüte girdiklerinden dolayı affa girmiyor Hasan Cemal, bu nasıl bir demokrasidir, tecavüzcü giriyor, hırsız giriyor, katil giriyor ama örgütten atılan girmiyor. Bu öğrencilerin atılma gerekçeleri ne kadar faşizmse bunları devam ettirmek de o kadar faşizmdir Hasan Cemal.

Yüksek Askeri Şura kararıyla ordudan atılanlara da af geldi, kim onlar, daha çok irticadan dolayı atılanlar. Ya orduya dönebilecekler yada kayıp maaşlarını alacaklar. Peki 12 Mart ve 12 Eylül’de atılanlar ne olacak, yani devrimci ve demokrat subaylar. Onlar bu aftan faydalanamıyor, çünkü onlar YAŞ’tan atılmadılar, 2’li yada 3’lü kararlarla atıldılar.

Yazacak daha çok olay var Hasan Cemal, bugün bir İlahiyat profesörü açık kadınların tecavüz davetiyesi çıkardığını hiç utanmadan söyleyebiliyorsa AKP ve onun genel başkanından aldığı güçtendir. Bu faşizmdir, başlangıcı neyim değil, kendisidir, bütün başı açıklara kapanma emridir, yoksa Orhan Çeker kendilerine tecavüz edebilir.

Bir imam çalışan kadınların kocalarını aldatacağını anlatıyorsa bu ülkede bence artık o ülkenin şirazesi çıkmıştır Hasan Cemal. Bunlar, bu konuşmalar belli yerlerin emirleriyle yapılıyor Hasan Cemal, durup dururken yapılmıyor. Bir ülkede Fethullah Gülen’in entelektüelliği ve demokratlığı kendisine solcu diyen kimi şaklabanlar tarafından tartışılıyor ve savunuluyorsa faşizmin kapıda mı, odada mı olduğunu tartışmanın bence hiçbir anlamı kalmamıştır.

Faşizmin gelmesi için gaz odalarını bekliyorsan sen Hasan Cemal daha çok beklersin, çünkü zaten nefes alacak halimiz kalmadı. Faili Meçhul komisyonu kurdutmayan bir AKP’nin demokratlığı size kalsın, AKP’ye demokrat deyin, Mısır’daki darbeye devrim deyin, İran’a devrim deyip yeni muhalefete de devrim diyebilirsiniz, 12 Eylül faşizminin başbakan yardımcısı Turgut Özal’ı göklere çıkarın ama lütfen faşizmin ne olduğunun tarifini bize bırakın. Yada kendi demokrasi anlayışınızı abartmayın, böyle demokrat olunmaz Hasan Cemal, siz memura grev hakkı vermeyen anayasa değişikliğini demokrasi diye savunun, yüzde 10 barajını kaldırmayan hükümeti çaktırmadan destekleyin. BDP’nin önerdiği “Zaman aşımını kaldıralım” önerisini reddeden AKP’yle beraber 12 Eylülcülerin yargılanabileceğini sanın, kendinizi kandırın ama açık söyleyeyim bizim karnımız tok Hasan Cemal, bu faşizmden biz aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içtik.