Aşkım,

Biliyorsun, bugün esasında başka bişey yazacaktım. Yazının başlığını da atmıştım, sen de çok sevmiştin : “SİVRİ ZEKA SİLİVRİ ZEKAYA KARŞI” Ama bir de baktım yarın “Dünya Kadınlar Günü” ve benim seni ve kadınları kutlamam gerekiyor. Yanında olsam işim kolay, 1-2 öpücük, sarılma ve gülümseme, “Sen benim için ne kadar önemlisin bidenem…” deme, 2 kadeh rakı yada şarap, hatta günün önemini belirten biran önce sevişme aceleciliği (Tabii böyle bir gün olduğu için senin ne olursa olsun sevişeceğinden emin olma maçoluğu ve saldırıya yakın bir zerafet) falan, filan, feşmekan. Neyse ki Bursa TÜYAP Kitap Fuarı’ndayım ve işim biraz daha kolay.

Sana çiçek gönderecektim ama vazcaydım, en iyisi bir yazı yazayım dedim ama olmuyor cancağızım, 4 saattir yazmaya çalışıyorum. Tam senin ve dünya kadınlarının gününü kutlayacağım ki bişeyi fark ettim. Biz 8 yıldır Türkiye’de sizin üzerinizden siyaset yapıyoruz. Birden her yanımı utanç kapladı ve hangi yüzle neyinizi kutlayacağımı düşündüm birden.

21. yüzyıla girdiğimiz bir dönemde ülkemizi bir imam idare etmeye başlamışsa ve bunun adına kimi aydınımsılar demokrasi savaşımı diyor ve zafer kazandıklarını söylüyorsa benim sana söyleyecek bişeyim kalmıyor. Bir imamın seçimi kazanmasını demokrasi olarak sunanlar 8 yıldır demokrasi adına dini tartıştığımızı bilmiyorlar mı, bal gibi biliyorlar ve dini bitakım yaptırımların savunucusu durumundalar.

Başat sorun olarak türbanı tartışıyoruz ve ben senin, annemin yada arkadaşlarımın ne zaman kapatılacağının endişesiyle yaşıyorum. Çünkü erkek egemen toplumun yada mantığının kapattığı kadının kapanmasını demokrasi adına savunmak bir çelişkidir. Çünkü aydın insan demokrasiyi savunur ve kapanmaya demokrasi diyorsa demokrasinin gelişmesini ister ve bunun savaşımını verir. Ben sana bir gün “Aşkım ikimiz de demokrat olduğumuza göre ve türban da demokrasinin bir parçasıysa kapatsana başını…” diyebilirim.

Bu o kadar kolay mı diyebilirsin, evet kolay ve bunun yaşandığı ülkeler var ve gittikçe de çoğalıyorlar. Kapanma yada yeni adıyla türban neyin parçası, Kur’an’daki bir ayetin emri. Yani demokrasi adına yapılmaya çalışılan konu Kur’an’dan bir ayetin Laik olduğu söylenen ülkenin anayasasına konması… Kur’an’dan bir ayeti anayasaya koyduğunda bunun devamını engelleyemezsin ki zaten konu şimdiden anaokullarına ve kamu kuruluşlarına kadar indi.

Senin “Dünya Kadınlar Günü”nü kutlamayacağım meleğem, ben hangi saniye hangi insana tecavüz edileceğini bilmediğim bir ülkede bunu yapamam. Tecavüzden sonra öldürülen kadın ve çocukları takip edemez oldum artık. Başka ülkelerde yok mudur, diyebilirsin bana sevdiceğim, mutlaka vardır, vardır da oralarda Profesörler “Ey kadın kapan yoksa tecavüz konusunda isteklisin…” demiyorlar.

Çocuklarımızı eğiten böyle profesör bozuntularının olduğu bir ülkede ben seni yada arkadaşlarımı kutlayamam canım. Hele bu konunun televizyonlarda ilahiyatçılar tarafından tartışıldığını duyduğumdan beri hiç kutlayamam. Hukukçular yerine bitakım ilahiyatçıların çıkıp da “Efenim İslam’da tecavüz yoktur, yapana Allah çok fena kızar…” denildiği bir ülke ne demektir biliyor musun aşkım, biliyorsun tabii “Tecavüzcülere fazla kızmayın, ceza vermeyin, Allah onları öldüğünde zaten yakacak!..” demektir.

Ben kazanılmış bir hakkın kutlanılmasından yanayım bitanem, ne zaman tacize yada tecavüze uğrayacağını bilmeden, bunun sonunda sağ mı kalacağını yada öldürüleceğini bilmeden sana bişey diyemiyorum. Ama böyle devam ederse yavaş yavaş evden çıkmamanı isteyebilirim. En azından eve kapanır ama kapanmak zorunda kalmazsın aşkım, taciz yada tecavüz yok, içim rahat, öldürülmeyeceğini yada yaralanmayacağını biliyorum. Bak o zaman kendi ev içi demokrasimizde nasıl kutluyorum “Dünya Kadınlar Günü”nü.

Uzun lafın kısası sevdiceğim, ben her gazete açışımda yada haber dinlediğimde Türkiye’nin her yanındaki kadınlar için üzülüyor ve ağlıyorsam senin gününü kutlayamayacağım, içimden gelmiyor canım. Hamile bir kızın tekmelendiği, bu tartışmanın “Neden hamile?” noktasına geldiği bir ortamda ben seni yada arkadaşlarımın “Dünya Kadınlar Günü”nü kutlarsam sanki o insanların yüzüne bakamam gibime geliyor. Sakın bana kızma, her yanın yada her yanımız dikenlerle kaplıyken sana çiçek neyim de gönderemem. Tek isteğim bu günü hakkıyla kutlamak için savaşmamız cancağızım. Bu yazıyı okuduktan sonraki hüzünlü, endişeli ama umutlu gözlerinden öperim canım…