Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasından sonra kimin gazeteci olup olmadığı tartışılıyor. Daha doğrusu tartışılmıyor, AKP yandaşı kimi yazarımsılar özgür basın isteyen ve protesto yapan gazetecileri küçümsüyorlar… Protestoculardan kimse “Ben gazeteciyim…” diye yazı yazmıyor. Yazan varsa da gözümden kaçmış olabilir…

Zaman Gazetesi yazarı Fehmi Koru dün Zaman Gazete’sinde konuya “Türkiye’de medyanın bir ‘özgürlük’ sorunu varsa bu durumun beni de rahatsız etmesi gerekir. Nitekim basın özgürlüğünün tehdit altına düştüğü her dönemde, benim de içinde yer aldığım gazeteciler, rahatsızlıklarını birlikte ifade etmenin yollarını buluyordu. Şimdi ise ihmal edilebilecek kadar az sayıda bir grup hareketli; çoğunluk olan biteni seyretmekle meşgul.” diye değinmiş.

Fehmi Koru bikaç şeyi bilmiyor sanırım. Birincisi bir megalomanlık sorunu, eğer gazetecilerin bir “Özgürlük sorunu” varsa onu da etkilemeliymiş. Yok canım, kankan cumhurbaşkanı olacak, hükümet senin dünya görüşünde olacak, Türkiye’yi dini yöntemlerle yönetecekler ve en önemlisi senin “Özgürlük” adına savundukların daha çok türban üzerine kurulu olacak, sen de şikayet edeceksin. Bu gibi durumda senin türban dışında bir şikayetin yok ki, o da zaten çözüldü sayılır…

Gelelim esas konuya, Koru “az sayıda bir grup hareketli; çoğunluk olan biteni seyretmekle meşgul.” Bikaç meslek kuruluşu vardır ki az sayıda olması hiç önemli değildir, bunlardan biri Türkiye Yazarlar Sendikası’dır, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti yada Karikatüristlerdir… Bu grupların sayısına bakılmaz, arkasındaki okur sayısına bakılır. O yüzden onlar bişey söylediği yada yazdığında ortalık ya ciddi tartışmalara gebedir yada karışmaya hazırdır. 12 Eylül faşizminde Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yargılanması ve kapatılmasının nedeni budur.

Yürüyüşe katılanların bazılarının ismini buldum internetten: Uğur Dündar, Tufan Türenç, Ertuğrul Mavioğlu, Melih Aşık, Mehmet Tezkan, Sedat Ergin, Arif Sağ, Nebil Özgentürk, Suavi, Ece Temelkuran, Ahmet Hakan, Sırrı Süreyya Önder, Mirgün Cabas, Tuğrul Eryılmaz, Kanat Atkaya, Ezgi Başaran, Tuğçe Tatari, Mine Kırıkkanat, Ferai Tınç, Yılmaz Özdil, Şükran Soner, Leyla Umar, Musa Kart, Metin Uca, Şevval Sam, Uğur Vardan, Haluk Şahin, Ümit Kıvanç, Necla Arat, Rıdvan Akar, Aslı Aydıntaşbaş, Murat Sabuncu…

Bırakın bütün katılanları yukarıdaki isimler medeni ülkelerde yazdıkları yada söyledikleriyle yan yana geldiğinde bir hükümeti sallar. Ve işte bisürü yazarımsının Fehmi Koru gibi bu olayı küçümsemeye çalışmasının gerekçesi budur.

Bir konu daha var, bu protesto yürüyüşünü gazeteler nasıl vermiş diye baktım, internetteki tabloyu aktarıyorum size:

 

Yeni Şafak: 1. Sayfada habere yer verilmedi. 12. Sayfada “Gazeteciler Yine Yürüdü” başlığı ile 4 cümlelik bir haber yer aldı.

Yeni Akit: Eylemle ilgili haber yapılmadı. Hasan Karakaya “Editörden” başlıklı köşesinde eyleme katılan gazetecileri “dürüst ve samimi” bulmadığını yazdı.

Sabah: 1. Sayfada habere yer verilmedi.

Takvim: Eyleme 1. Sayfada yer verilmedi. 15. Sayfada 5 cümlelik bir haber yer aldı.

Taraf: Eyleme ilk sayfada yer verilmedi. 10. Sayfada 7 cümlelik bir haber yer aldı.

Star: İlk sayfada habere yer verilmedi. 15. Sayfada yer alan 3 cümlelik haberin başlığı “Gazeteciler ve CHP’liler yürüdü” şeklinde oldu. Mitinge katılan sivil toplum örgütleri, sendikalar, barolar, öğrenciler ve halk görmezden gelindi.

Bugün: Eyleme ilk sayfada yer vermedi. 13. Sayfada 6 cümlelik bir haber yer aldı.

Zaman: İlk sayfada habere yer verilmedi.6. sayfada sağ üst köşede 7 cümlelik bir haber yer aldı.

 

Bu utanç size yeter diye düşünüyorum Fehmi Koru, büyük bir olasılıkla TV kanallarında da gösterilmemiştir. Gelelim bu haberi birinci sayfadan vermeyen gazetelerin tirajına:

Taraf Gazetesi: 52.000

Star Gazetesi: 147.000

Yeni Akit Gazetesi: 59.000

Yeni Şafak Gazetesi: 113.000

Bugün Gazetesi: 81.000

Takvim Gazetesi: 112.000

Sabah Gazetesi: 363.000

Zaman Gazetesi: 18.000

 

Zaman Gazetesi’yle ilgili verdiğim sayıya şaşırmış olabilirsiniz, benim verdiğim sayı bayii satışı, bedava dağıtımı 700.000 küsur ama kaç kişi okuyor bilemem. Yukarıdaki trajların toplamı 945.000. Yukarıdaki yazarların çalıştığı gazetelere baktığımızda sonuç 2.200.000 çıkıyor. Ve Fehmi Koru o yazarları “Sokaklara dökülen gazeteciler” diye nitelendiriyor. Sanatçıları ve onları sevenleri saymıyorum bile, Suavi, Şevval Şam, Arif Sağ gibi sanatçılar karşısında Kürt Açılım kahvaltısına giden Seda Sayan aklıma geldikçe Fehmi Koru’nun özgürlükten ne anladığını açıkça görüyorum zaten. Yazı buraya gelince “Ben bu yazıyı neden yazdım?..” diye düşünmeye başladım. Yazmasa mıydım ne!..

Başlığı neden böyle attım derseniz, bu kadar demokrat geçinip hatta yürüyüşe katılıyor ve bu haberi içeri atıyorsanız gazete olarak bir sorun var demektir. Yağcılıkla demokratlık beraber yürümez, bunu bilemeyebilirler, çünkü sonradan görme yağcılar tecrübesizliklerinden bu duruma düşerler… Fehmi Koru’nun onlara ders vermesi gerekiyor sanırım…