Türkiye’de bazı şeyler ters gidiyor, diyeceksiniz ki düzgün giden ne var, fazla bişey yok esasında, çarpıklıklar üzerine tartışıyoruz. Sabah gazetelere bakarken bişey dikkatimi çekti, bir grup taksi şoförü İbrahim Tatlıses’e yapılan saldırıyı kınamış. Şöyle bir düşündüm de bu ülkede kınanacak o kadar olay var ki, bırakın sosyal yada siyasi cinayetleri, benzine ve mazota yapılan zammı protesto etseler bile yeter. Yapmazlar, çünkü büyük olasılıkla arabalarının çoğu tüplüdür ve bu zamlar onları ilgilendirmez. Oysa bu zamlar diğer mallara da yansır ama İbrahim Tatlıses’in vurulması daha önemlidir onlar için.

Dün televizyona bakıyordum, bitakım kadınlar bir araya gelmişler ve “Türbansız milletvekili adayı olmayan partilere oy yok…” diye kampanya başlatmışlar. Bu yaptıklarının adına nasıl demokrasi yada eşitlik diyebiliriz, her parti aynı tip aday gösterecekse partinin dünya görüşü ne olacak?

Ben şöyle bişey isteyebilir miyim, “AKP inandığım bir Marksisti aday gösterirse oyumu AKP’ye veririm…” Yada MHP, CHP, İşçi Partisi, sadece bir adaydan dolayı inanmadığım bir partiye oy vereceğim, nerede kaldı benim düşüncem, dünya görüşüm.

Yada tersinden bakalım olaya, ben inandığım bir partiye oy vereceğim ama o parti türbanlı aday göstermiş, o partiye inancım kalır mı, oy verebilir miyim? Türbanlıları hangi gruplara ayırmamız gerekecek: Dinci türbanlı, Müslüman türbanlı, Sosyal Demokrat türbanlı, Atatürkçü türbanlı, Milliyetçi türbanlı, Troçkist türbanlı, Marksist türbanlı, Sosyalist türbanlı, Ulusalcı türbanlı, Müslüman sosyalist türbanlı, Sorosyalist türbanlı, Libre-el-al türbanlı, Eşhellektüel türbanlı…

Bir gerekçeleri de var esasında bu akıl almaz düşünceyi savunan başı kapalı, açık ve yarı açık kadınların, “Aynı mantıkta erkekler meclise girebiliyorsa kadınlar niye girmesin?” Bu doğru değil, aynı mantıkta olanlar her partiden aday olmuyor, olamıyor ve olması da olanaksız. Hiçbir partiye üye olmadığımdan parti adı vermeden örnekleyeceğim, Cüppeli Ahmet gibi biri sol bir partiden aday adayı olabilir mi, böyle bir mantık var mı?

Adamın biri zengin olmuş, yeni bir ev almış, evdeki bütün eşyalar yeni, karısı ve çocukları gayet memnun, herkesin ayrı bir odası var. Ancak ev tren yoluna yakın, pencereler son model olduğunda ses sorunu yok ama kadının yatak odasındaki gardropun kapısı her tren geçtiğinde açılıyor. Kadın marangozu çağırmış, marangoz tren geçmesini beklemiş ve gerçekten tren geçince kapı açılmış.

Marangoz eline feneri almış ve gardropun içine girmiş. Tren geçerken bakacak, ona göre hangi vidayı sıkacak yada gevşetecek karar verecek. Aynı zamanda evin babası yurt dışına gidecek acilen, eve gelmiş ve bavulunu hazırlayacak. Karısı bu sırada mutfakta yada banyoda, adam gardropu bir açmış ki içerde biri var. Marangoz hemen “Ben şimdi sana burada treni beklediğimi söylesem inanır mısın?

Bu platformun istediği de buna benzer bişey, her partiden seçilecek türbanlılar o partilerde neyi bekleyecekler, neye uyum sağlayacaklar? Sanırım bazıları partiyle manavı birbirine karıştırıyor, her manavda elma, portakal yada domates olmak zorundadır ama bu saydıklarımın siyasi bir görüşü olduğunu sanmıyorum, Marksist bir domates göreniniz var mı bugüne dek.

Esasında sebze yada diğer alışverişler bile bu kategoriye girerler. Beni istediği kadar ucuz olsun BİM yada benzeri dükkanlara alışverişe sokamazsınız. İstediği kadar iyi yapsın, Saray Muhallebicisine girmem, dinci sakallı bir bakkaldan alışveriş yapmam. Paramın onlara gitmesini istemem. Bu bir dünya görüşüdür, bunu konulara ayırıp kimisini uygulayıp kimisini saf dışı bırakamazsınız?

Bir de kafama takılan bişey daha var, bu öneriyi kime getiriyorlar, erkek egemen parti yönetimine. Yani onlar isterse bu iş olacak, yoksa çalışmak, partiye girmek, savaşım vermek yok. Bir türbanlı kadın bırakın partisinden içeri girmeyi, sokağından geçmeye korktuğu bir partiden aday olacak, hem de seçilme şansı olan sıradan konulacak. Beni ve arkadaşlarımı Sıvas’da, Çorum’da, Kahramanmaraş’da yakacak ve öldürecek, sonra da demokrasi, eşitlik ve kadın hakları adına gelip aday olacak. Siyaset bu kadar ucuzladı mı, gerçi ucuzladı, ben ne yazıyorum ya?..