Fildişi kulelerden fetva verenlerin ‘’hılf’ul fudul’’ dediği yapılar, biraz kurcaladığınızda; ‘’simonlaşma merkezi’’ olarak çıkabiliyor karşınıza…

Hele ki, sap ile saman, elma ile armut iç içe girmişken, zihinlere inşa edilen ‘’yafta putunun’’ gölgesinden istifade, birkaç kelam ile vurayım mührü, ve sönsün gerçeğin ateşi diyenler…
Yıllardır elinde tuttuğu kalemden dökülenlerin hangi denize aktığını görüyoruz. Oturup, ‘’kapitalizm dersi verecek değilim’’, ancak böyle bir ihtiyaç gözleniyor…

Helsinki Yurttaşlar Derneği, modern bir ‘’Hılf’ul Fudul’’ imiş (!)

Bu kelimeleri satırlara döken yazar Ali Bulaç’ın hatmettiği kaynakları okumuş olmasam, bende yutardım herhalde bunu…

Adı üstünde; Hılf’ul Fudul/Erdemliler Anlaşması

Soros’la bir araya gelerek kurulan bir stk’nın, erdemliler (!) anlaşması ya da birlikteliği ile mukayese edilmesi ‘’abes’’tir. Ki bu konuda sorulan sorulara ‘’bel-altı’’ diyerek karşılık vermek, bir korkunun, gizil bir durumun alamet’i farikasıdır…

İslam Peygamberi adlı eserin 52. sayfasında ve Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisinin 18. cildinde ‘’Hılf’ul Fudul’’un ne olduğu anlatılır. İlgili kaynaklara göre bu organizasyon, mazlumun; inanç ve kimliği ile ilgilenmeksizin yanında olan bir organizasyon olarak karşımıza çıkar. Bu hususta Suheyli’de geçen verileri incelediğimizde; Hz.Hüseyin’in dahi, Velid ile sürtüşmesi akabinde, Hılf’ul Fudul’a başvuracağını ilan ettiği görülür…

Öyle ki, adaletin timsali olan bu topluluk; çoğunlukla, malı gasp edilen, hakları elinden alınanların karşısında durmuştur. Ve eğer kendisini koruyabilse idi, bugün; Sorosgiller ile sorunlar yaşaması muhtemeldi…

PEKİ YA SOROS ?

Henry Bergson tarafından oluşturulan ‘’açık toplum’’ olarak tanımlanan; devletin tüm etkinliğini ortadan kaldırma, özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi kavramları fetiş haline dönüştüren bu yeni tip ideolojinin esas mesajı şudur;
Liberalizm’e muhalif yapı ve toplumlar kapalıdır. Çünkü; Kapitalizm’e eklemlenme sürecine dahil olmamışlardır. Yani bir anlamda çıban konumundadırlar. Kapitalizm’e eklemlenmenin yolu, modernizm, popülizm, konformizm, kariyerizm..vs. biçimlerde tanımlanabilir. Ancak, Küresel Kapitalizm’in ekonomi-politik duruşuna entegre olma hali; daha çok ‘’iktisadi liberalizm’’ olarak göze çarpar. Ki Açık topluma göre; Şeyh Bedrettin, Pir Sultan hatta Ebuzer; kapalı toplumun mimarlarıdırlar…

Açık Toplum fikrinin bugün ki öncüsü; George Soros’tur. Açık topluma giden yol ‘’sivil toplumdan geçer’’ fikri nedeni ile, STK’lara güçlü fonlar bağlayarak; Liberalizmin hakim görüş haline gelmesi adına mücadele eder…

Liberal jargonlarla süslenmiş kelimeler dökülen kalemler yaratır. Özgürlük, demokrasi…vs.

Toplumun kültürel dinamikleri bombalanır. Behlül ve Bihter’ler ortaya çıkar. Bireycilik, bireyleşme süreci hayata geçirilir. Toplum katledilir; Küresel kapitalizmin ‘’ekonomik şubeleri olan bankalar’’ tarafından borçlandırılan yığınlar karşısına; ‘’Abdestli Kapitalist’’ öncüler çıkartılır. Bir anlamda; Kapitalizm’e muhalif duran bütün kavramların içi boşaltılır. Tıpkı günümüzde ki gibi…

İSLAM’I KAPİTALİZM’E EKLEMLEME OPERASYONU; ENTEGRİZM

Sorosgiller, bankerler aracılığı ile örgütlenen STK’lar aracılığı ile; sabit söylemler yayar. Öncelikli hedef, ‘’pazar olarak görülen’’ beldenin genetiğinde var olan ‘’anti-emperyalist’’ tohumu, dönüştürmektir. Bu noktada; aydınlanma ile entegrizm arasında gidip gelen bir toplum yaratma ideası öne çıkar. Yani, seküler ve dinsel olanlar arasındaki çatışmada; mutlak hedef olan ‘’kapitalizm’’ unutulur, bu şekilde; kapitalizmin hegemonik ilişki biçimi ‘’hayatın standardı, normalite’’ olarak algılatılır…
Mesela; bir savaş esnasında TV’ler de magazin programları daimen sürüp gider…

Ki aleni olarak verilen ‘’fonlar’’ hibeler aracılığı ile, toplumun ‘’farklı siyasi kesimleri bir araya getirilip, özgürlük ve demokrasi söylemi altında bireştirilir.’’

Tıpkı, Murat Belge ile Ali Bulaç’ın yan yana gelerek; Helsinki Yurttaşlar Derneği’ni kurması gibi…

HILF’UL FUDUL (!) MÜ ? HELSİNKİ YURTTAŞLAR DERNEĞİ
BAZI KURUCULAR;

*Prof. Halil Berktay

Prof. Halil Berktay (Helsinki Yurttaşlar Derneği) 107 bin 414 euro’luk bir desteği hak etmiş.

*Murat Belge

Murat Belge de (Helsinki Yurttaşlar Derneği) AB’den 107 bin 414 euro para almış.

*Adalet Ağaoğlu

Adalet Ağaoğlu da (Helsinki Yurttaşlar Derneği) AB’den 107 bin 414 euro kazanç sağlamış. Çok merak ediyorum, Adalet Ağaoğlu, TV ekranlarından AKP politikalarını desteklemek dışında nasıl bir hizmet vererek bu parayı hak etti.

Helsinki Yurttaşlar Derneği sitesine girin; Ali Bulaç’ın da içinde olduğu kurucular ile birlikte çeşitli linkler/bağlantılar göreceksiniz. Takip edin…

Bağlantıların tamamı, Soros tarafından finanse edilen (NED) stk’lardır.

Biraz kurcalarsanız; İngiltere merkezli ‘’Stop the War’’ hareketinin, 3H gibi doğrudan Soros fonları (NED) ile kurulan organizasyonların, Genç Siviller, Arı Hareketi, KEG, DSİP..vs. Örgütlenmelerin, Soros’un resmi kurumu olan Açık Toplum Enstitüsü ile olan ilişkisini görürsünüz.
Kaldı ki bu ilişki ağı çoğu kez, kişiler üzerinden işler. Ömer Madra’nın Açık Radyo’nun yönetim kurulu başkanı olup, Açık toplum enstitüsünün de yöneticisi olması gibi…


SOROS’UN YENİ PROJESİ : ABDESTLİ KAPİTALİZM

Abdestli Kapitalizm, Kuran’ı tahrif ve ılga operasyonudur. Çünkü; yapısı itibari ile taban tabana zıt konumlandığı kapitalizm karşısında, etkisizleştirilme faaliyetidir. Bunun için; 3. kol faaliyeti demek doğru olacaktır.

Kapitalizm’in 11 Eylül saldırıları (kendi kulelerini vurma operasyonu) sonrası öne çıkardığı kavramlar; özgürlük ve demokrasidir. Bunun sindirilmesi için ise, ‘’başı liberal, altı muhafazakar’’ bir tipin üretilmesi, Küresel elitlerin yardakçılığını yapan özgürlük teorisyenlerince (!) idealize edilen, yeni dünyanın; bu coğrafyaya uyumlanması için ‘’Abdest aldırılmış bir kapitalizm’’ zaruri ve gereklidir.

Bu durum, AB, ABD, İSRAİL tandanslı ortan bir projenin ürünüdür. Nitekim bunu anlamak için çok gerilere gitmeye gerek yoktur…

Mehmet Barlas’ın evine gelen Soros’un görüştüğü isimlerden biri olan Taha Akyol ’un ürettiği yeni jargon ve kavramlar, ezelden beri karşı oldukları sekülerizmin kalbinden fırlamış; özgürlükçü (!) ve demokrat yaklaşımlar ihtiva etmekte idi…

Hele ki, bir İslamcı; Soros ile aynı cümleleri kullanıyor ise; ve aynı İslam’cı, ‘’laisizm ve sekülerizm’’ karşıtlığından besleniyorsa (!), çelişkinin ortasına saplanmış, kör cehalet tarafından ıskalanan bir gafın tutsağı olmuş demektir…

Çünkü bizzat sekülerizmin tecelligahı haline dönüşmüştür.

ABDESTLİ KAPİTALİZM ‘e sıra gelmesin diye, kavram fetişizmi yaratanlar, sıra kendilerine geldiğinde kaçacak delik arayacaktır…

NED’in kimlere, nasıl ve ne amaçla fon verdiğini anlamak için; hiçbir siyasi ideolojinin verisine mahkum değilsiniz. Girin sitelerine bakın, kimlere fon verilmiş; fon verilen STK’lar şimdiye kadar ne yapmış ?

YANİ Hılf’ul Fudul benzetmesi ile aklanmaya çalışılan Helsinki Yurttaşlar Derneği, NED fonları ile kurulmuştur. Elbette NED fonları ile kurulan bu tip derneklerin tüzüğünde;

-“Biz, Kapitalizmin hegemonik ilişki biçimini hakim kılmak istiyoruz.” Demezler…

11 Eylül sonrası üretilen ‘’radikal islam’’ ve alternatifi olarak dayatılan ‘’moderate İslam/abdestli kapitalizm’’ arasında gidip gelen toplumun, terör karşısında demokrasi, devlet karşısında özgürlük gibi ihtiyaçlar üretilip, bunlara entegre edilmesi, belirgin bir projedir.

Bu projenin bölgesel ayağını çekenler; Graham Fuller’ler, Brezinsky’ler, Hunthington’lar, Soros’lardır. Graham Fuller’in Yeni Türkiye Cumhuriyeti adlı kitabını okursanız, Helsinki Yurttaşlar Derneği kurucuları ile ‘’her kelimede mutabık’’ olduklarını görürsünüz. Eğer Hılf’ul Fudul buysa; bu çelişkidir.

Küresel Sisteme eklemlenmek, ‘’miskinlerin mallarını koruyan’’ Hılful Fudul’a denk gösteriliyorsa, Oryantalizm amaçlarına ulaşmış ve tarihselliğimiz çökmüş demektir. Yazık!Çünkü; insanlığın kaynaklarına göz dikmiş bir zulüm şebekesini ‘’erdemli olarak tanımlamak’’, Yazar Ali Bulaç- ın ilgili makalesinde de belirttiği gibi, 60 yaşın getirdiği bir sonuç olsa gerek…

Sizlerin Medeniyetler Çatışması dediği, Açık toplum dediği, Amerikan Rüyası dediği şey; bizim dinimize göre ‘’şirk dininin endadlarıdır.’’

Soros’un özgürlük jargonlarına hapsolup, biz özgürlük istemiştik(!) diye söylenenler, açların, miskinlerin, kredi kartı mağdurlarının halet’i ruhiyesinden bihaber olsa gerek; özgürlüğü sadece ‘’ bölme-parçalama-etnik çelişki ve çatışma, sermayenin özgür dolaşımı, liberalizm’’ olarak algılıyorlar…

Özgürlük, daha doğrusu halkın özgürlüğü için, ilk hedef ‘’kapitalist sermayedir.’’ Çünkü insanlığı köleleştiren yegane unsur budur. Devletleri totaliterleştiren çatı, kapitalizmdir. Faşizmin babası kapitalizmdir…

LİBERALLERİN DARBE KARŞITLIĞI

Vietnam’a düşen bombaları Ergenekoncular attı. Irak’ta kadınlara da Ergenekoncular tecavüz etti. Afrikayı yüzyıllarca Ergenekoncular sömürdü. Hindistan’da Gandhi’nin karşısına dikilen oligark güç; Ergenekondu (!)

Hedef saptırmada son sahne ‘’ergenekon’dur.

Türkiye topraklarında vuk’u bulan tüm darbe ve anti-demokratik fillerin failinin ‘’Emperyalistler’’ olduğunu benden çok daha iyi bilen liberal kalemler; hedefi saklamak, saptırmak ve yozlaştırmak; kitlenin ilgisini ‘’hedeflenen   noktaya sürüklemek için ‘’ Ergenekon fetişizmi yarattılar.

Ama darbelerin arkasında, bu toprakları Pazar olarak gören sermayenin var olduğunu bile bile, lades dediler… Ve topluma paranoya pompalayarak, demokrasiyi bir ihtiyaç haline getirdiler. Bu bir ‘’pazarlama başarısıdır!’’

BUNUN NEDENİ NEDİR ?

Kapitalizmin Rasyonelleşmesi ve akılcı bir us kazanma evresine geçişi (!) akabinde,, karşısındaki en büyük engel; ‘’Doğu’nun ortaklaşacı ve kolektif yapılanmaları’’ idi. Ulus devlet, bu noktada önemli bir hamleydi.Coğrafyamızda ulus devletlerin yapılanması akabinde, fırsat bu fırsat diyerek, ezelden beri var olan bütünlüğü parçalama operasyonu başlatanlar için ulus devlet modeli; kendi dönemi içinde; Emperyalizmin öngördüğü bir model haline dönüştü.. Çünkü, tek tek, küçük parçalar halinde yutulması kolay bir ”doğu” ortaya çıktı…
Bütünlük parçalandı…

Ve şimdi yeniden birleştirilmeye çalışılıyor. Çünkü bunun adı ‘’globalizm’’dir. Küreselleşme çerçevesinde bölgede ki üniter yapılar eritiliyor. Bu noktada en önemli örnekler ‘’Kuzey Afrika’da vuk’u bulan değişimlerdir.
Kapitalizm, liberalizmin özgürlükçü şemsiyesi altında korunurken, asimile ettiği kavramların içini yeniden dolduruyor. Mesela ‘’devrim.’’
Devrim, doğu tarihinde daimen; servet ve iktidar sahipleri karşısında hayata geçer. Bugün ise, diktatör saplantısı haline dönüşmüştür. Diktatörü devir, demokratik faşizm ya da kapitalizm ile yönet…
Soros, kurdurduğu vakıf, stk ve üst yapılar ile; açık topluma geçiş sürecinde, bu kavramları hedef almıştır. Yeni Dünya’nın elitleri, üst yapısı ki Amerikan Merkez bankasının sahipleri tarafından oluşturulan bölgesel projenin işlerliği adına, sağın, solun ve İslamcının aynı sözde birleştiğini görüyoruz…

ABD ile çelişmeyen, sermaye ile çelişmeyen; sermayeye hizmet eden bir anlayışın; doğu’ya ait olmadığını söylemek güç değildir. Hele ki İslam hiç değildir…

Bu anlamda, müslümanım diyenleri uyanık olmaya; örümcek ağına takılmamak için akıllarını sürekli işler halde tutmaya ve Ankebut’lara prim vermemeye davet ederim…

Devam edecek inşallah