Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan önceki gün “Parçalı Demokrasi” adında bir yazı yazdı. Bu kadar çelişki dolu bir yazı, doğrusu Ahmet Altan’a yakıştıramadım. Altan yazısına “Neden Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabının yasaklanmasına hep birlikte karşı çıkıyoruz?” diye başlamış. Bu girişe pek çelişki diyemem esasında ama tam bir yanıltma. Ahmet Şık olayına hep birlikte karşı çıkmıyoruz Ahmet Altan, birileri karşı çıkıyor, Nazlı Ilıcak gibileri karşı çıkıyor gibi yapıp “Ama ya bağlantısı varsa…” diye kandırıyor, sevgili gazetedaşın Ümit Kıvanç çok üzülmüş, kitabın yasaklanmadan basılsa 10 bin satacağını söyleyip, bu durumda 100-200 bin basacağını kıskançlığından çatlayacak bir edayla yazı kaleme almış. Birileri de hiç karşı çıkmadığı gibi alkışlıyor, Emre Aköz gibileri yani, hep mücadele arkadaşların, kalemleri torba değil, büzememişsin pek… Dinci kesimi söylemiyorum bile…

Gelelim esas çelişkilerden birincisine. Altan önceki gün gazetelerinde yayınlanan Wikileaks raporundan hiç bahsedilmeyişini şikayet ediyor. Ve bu olayı demokrasiye ve Ahmet Şık olayının yanlış olduğuna çok inandığı için (!) onunla bağlıyor. Tam bir çelişki, bu yazı Ahmet Şık örneği verilmeden yazılsa ne olurdu diye düşündüm, hiç, anlamından bişey kaybetmezdi.

Nedir Ahmet Altan’ın söylediğis kimi gazeteler tarafından değerlendirilmeyen haber, Ahmet Altan şöyle yazmış: “Dün biz bir Wikileaks belgesi yayınladık. Bir eski “askeri istihbaratçı” Amerikalılara, PKK’lılara “ilaç satan” bir anlaşmanın istemeden parçası olduğunu söylemişti. Ordu ile PKK savaşıyorlar ama ordudan birileri PKK’ya ilaç satıyor. Bu normal mi? Hayır.

Ahmet Altan’ın buradaki çelişkisi beni onun Kürt sorununa bakışı konusunda iyice şüpheye düşürdü. Altan o kadar asker düşmanı olmuş ki, yanlış da olsa, yasak da olsa, askerin kendi iç çelişkisi de olsa, iyi neticeler veren bir olayı kınıyor. Sadece bişeyi sormak istiyorum Altan, normal bulmadığı bu olay sonucu 3 bin Kürt gerilla tedavi olmuş olabilir mi yada 500, belki, 250, yüksek geldiyse 24, bu da hoşuna gitmediyse 1 Kürt gerilla, yani bir insan ölümden dönmüş olabilir mi?

Bence olabilir, peki bu durumda bırak Kürdü yada Türkü, bir insanın sağlığına kavuşmasını yada ölümden dönmesini yok mu sayacağız ve askere senin yaptığın gibi saldıracağız. Doğru yada yanlış, normal yada değil, bir can kurtaran eylemi lanetleyecek miyiz? Bu dediğini yapanlar olabilir, sence kim yapar, kim lanetler, MHP lanetler, Osman Pamukoğlu lanetler, hatta küplere binebilir, BBP’liler sinirden tırnaklarını yiyebilir ama sen, Kürt sorununu yada açılımını bu kadar önemseyen sen, bu olayı nasıl asker aleyhine kullanabilir yada yazabilirsin.

Bu nasıl bir asker düşmanlığıdır, demek istediğin nedir? Benim anladığımnedir biliyor musun: “Asker ilaç satmasaydı da bikaç Kürt daha öleydi!..” Yazdığından benim anladığım bu, MHP’lilik, BBP’lilik yada en beteri Pamukoğluculuk..

Gelelim ikinci çelişkine Ahmet Altan, yazının sonuna doğru “Biz otuz yıl boyunca ordudan böyle ‘demokratik’ adımlar yada böyle adımlara verilen bir destek görmedik.” demişsin. Dünyada çok savaşlar okuduk, teknoloji geliştikçe onları televizyonlardan izledik, Türkiye’de 30 yıldır var, peki sen hiç savaş durduran, barış getiren komutanlar gördün mü? Benim bildiğim savaşı durdurma kararlarını aynı başlatmada olduğu gibi hükümetler verir. Asker verirse senin hiç sevmediğin bişey çıkar ortaya, asker siyasete karışmış olur, oysa askerin yeri kışladır.

Ayrıca asker son yıllarda bu konuda çok konuştu, ortak bir noktaları vardı ve bu savaşın bitmesi için hükümetlerin bişey yapmalarıydı. Bunu hemen hemen bütün genelkurmay başkanları söyledi. Kenan Evren bile Kürtçeyi yasaklamalarının hata olduğunu söyledi. Asker hükümetten ve meclisten izin ve destek almadan sınır ötesi harekat yapabilir mi? “Ordu demokrasi adına bir demeç versin.” diyebilir miyiz? O zaman eskiden söylediklerin ne olacak, askerin demeç vermesine karşı duruşun ne olacak? Bundan önce verdiği demeçler de kendine göre demokrasi demeçleridir diyebilir miyiz? Bunu kabul edersek yapılmamış darbe girişimi demeçleri demokratik demeçler olmaz mı? Yada demeç vermeden demokratik adım atılıyor mu?

Son bir soru, kafama fena takıldı, bu ilaç satışını Amerikalılara bildirmiş bir askeri istihbaratçı, sen gerçekten bu satışın Amerika’nın haberi olmadan yapıldığına mı inandın yoksa, hatta Türk hükümetinin haberi yok mudur sence? Yoksa sen bu kadar saf mısın?