Taraf olmak insanı kimileyin kendi inandıklarından başka yönlere doğru çekiyor, objektif olamıyorsunuz, her şeye karşı tarafı eleştirecek gözle bakmanızı sağlıyor. Bunu yapmak için haklı nedenleriniz de olabilir, olmayabilir de. Kör inanç dediğiniz şey sanırım burada başlıyor. Ne kadar yapmamaya çalışsam da büyük olasılıkla arasıra ben de yapıyorumdur.

12 Eylül darbesi sonrası kimi solumtrak aydınımsıların dincilerle aynı şeyleri paylaştıklarını ve savunduklarını gördük. İlk olarak bu ekip az bir sayıyla Turgut Özal’ı destekledi. Turgut Özal’ın Nakşibendi tarikatından olduğu biliniyordu. Necmettin Erbakan da Nakşi tarikatındandı ve ilk kurduğu Milli Nizam Partisi onların desteğiyle kurulmuştu.

Kendini “Solcu” yada “Sosyalist” olarak adlandıranların neden bu insanları desteklediğini hiçbir zaman anlayamayacağım. Ama onlara bir önerim olacak, hangi tariatı desteklerlerse desteklesinler bu tarikatlar sonunda dine, İslama yani Kur’an’a dayandığına göre hatim indirmek zorundalar. Hatim indirmek bu yaşta zor geliyorsa en az iki kez okumak zorundalar.

Zaman Gazetesi yazarı Şahin Alpay dünkü yazısında  “İmamın Ordusu” kitabını ele almış. Bütün yazıyı okuduğunuzda Alpay’ın basılmamış kitabın yasaklanmasından en ufak bir rahatsızlık bile duymadığını görüyorsunuz. Şahin Alpay yazısının bir bölümünde “Türkiye’de İslamofobi (İslam korkusu) Avrupa’da olduğu ölçüde yaygın olmayabilir, ama bazı kesimlerde hayli güçlü. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana elitlerin bir kesimine, özellikle de asker ve sivil bürokrasiye hakim anlayışa göre, İslam devlet tekeli ve denetimi altında tutulmadığı, dini özgürlükler kısıtlanmadığı, dini akımlar baskı altında tutulmadığı takdirde, Türkiye Suudi Arabistan’a ya da İran’a benzeyebilir. Bunun için İslam’ın halk yorumları olan tarikatlar 1925′ten beri yasaklı, Alevilik bunun için resmen tanınmamakta, dini toplulukların tüzel kişilik kazanmalarına izin verilmemekte. Oysa Türkiye çoğunlukla dindar bir toplum. Bütün yasak ve baskılara rağmen tarikatlar, onlardan kaynaklanan cemaatler ve inanç-temelli toplum hareketleri, çoğu modernleşmeye ayak uydurarak canlılıklarını korumakta. Gülen, modernleşmeyi, yani demokrasiyi, inanç özgürlüğü anlamında laikliği, temel hak ve özgürlükleri, farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygıyı, piyasa ekonomisine dayalı kalkınmayı destekleyen; din ile bilimi birbirine tamamlayıcı gören; İslam’ın manevi ve sosyal yönünü vurgulayan bir din bilgini.” diyor.

Alpay’ın yazısında başka saçmalıklar da var ama ben burada iki noktaya taktım kafayı. Birincisi Gülen’in bilgin olması. Gerçekten bilgin olmanın bu kadar kolay bişey olduğunu bilmiyordum, ülkemiz ne bilginler yetiştiriyormuş da haberim yokmuş. ABD’nin entelektüeli Alpay’ın bilgini oldu, sen çok yaşa e mi, sabah sabah hiç güleceğim yoktu. Bunu fark ettiğine göre sen de alim olmalısın Şahin Alpay.

Gelelim ikinci konuya ve işin bence en önemli noktasına. “Çoğu modernleşmeye ayak uydurarak” ne anlama geliyor. Burada modernleşme sanırım çağdaş anlamına geliyor. Gülen tarikatı yada diğer tarikatlar çağa ayak uyduruyorlar, bu doğrudur, günümüzün bütün teknolojilerinden faydalanıyorlar. Cep telefonundan bilgisayara, partilerden polise, okullardan dershanelere kadar kullanmadıkları şey yok.

Bunlar çağdaş insanın (Aynı çağda yaşayan) zaten kullanması gereken şeyler. Ama çağdaş olmak bir beceri değildir, o tarihte doğmak yada aynı tarihte doğmak çağdaşlıktır. Ne kadar nefret etsem de Kenan Evren, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan benim çağdaşım. Hatta sen bile Şahin Alpay.

Ama aramızda bir fark var, ben çağcılım, yaşadığımız çağın içinde olması gerektiği gibi yaşamaya çalışıyorum, ilerisi için daha güzel nasıl yaşanabilinir, bunları çözmeye çalışıyorum, 1400 yıl önce yazılmış bir kitaba takılı kalmıyorum.

Buradan neyi anlatmak istiyorum Şahin Alpay, tarikatçıları savunduğun zaman İslamiyeti de sonuna kadar savunmak zorundasın. Bu da demektir ki Kur’an’a inanmak ve onun Allah tarafından yukarıdan gönderildiğini, insanlar tarafından yazılmadığını kabul etmek zorundasın. İşte dün de yazdığım gibi işin çetrefilli tarafı burada başlıyor. Türbanı savunurken nasıl çok eşliliği de savunmak zorundaysan aşağıda yazdığım bikaç ayet örneğini de savunmak zorundasın:

Tevbe suresi 5: Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Nisa suresi 15: Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).

Nisa suresi 89: Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

Nisa suresi 91: Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

Mâide suresi 33: Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Kur’an’dan bu örnekleri çoğaltabilirim ama sanırım bu kadarı yeter. Tarikatı savunuyorsan Kur’an’da yazılı bu ayetleri de savunmak zorundasın. Yani yukarıda yazılı olanlar bugün için de geçerlidir. Ve doğal olarak tarikatlar bunlara inanıyor, inanmak da zorunda. Peki bu inanışla hangi medeniyeti yakalamış oluyorlar. Benimki sadece merak, bilgisayar kullanmak çağdaşlıktır ama her çağdaş insan çağcıl olmayı içine sindiremez. O yüzden tarikatları savunan solumsu aydıncıkların neyi savunduklarını bilmeleri için Kur’an’ı en az iki kez okumaları gerekiyor…