Tepki ve Değişim Dergisi – 34. bildiri
6.2.2012

Sendikalara kilit vurulamaz!

12 Eylül zihniyetinin “ileri demokrasi” adlı “tiyatro oyunu”, bu kez işçi örgütlenmelerini vuracak bir uygulama ile karşı karşıya.

Sendikaları “aidat toplanan derneklerden” farklı kılan en önemli fark olan toplu sözleşme yetisinin elinden alınmasına yol açacak bu gelişme, darbe sonrası seçimlerde uygulanan “%10 barajı” ucubesi gibi, yeni bir demokrasi katliamı olacak.

Hükümetin ‘toplu iş ilişkileri yasa tasarısı’ adı altında yasalaştırmaya çalıştığı, bu doğrultuda sendikalara üye işçilerin kendi beyanları ile değil (bu beyanlar daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılıyordu), SGK’nın kayıtlarına göre belirlenecek olması nedeniyle, bir çok sendikanın “toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için kurulu bulunduğu işkolunda çalışan tüm işçilerin en az yüzde onunun bu sendikaya üye olması” şartını sağlayamayacağı görünüyor. Yasa tasarısı ile birlikte %10’luk barajın %3’e düşürülmesi de yeterli bir adım olarak görülmüyor. Çünkü SGK verilerine göre 10 milyon işçinin sadece 900 bini sendikalı olarak gözükmekte. Mevcut kanun yürürlükte kalmaya devam ederse, 104 işçi sendikasından sadece 13 tanesi toplu sözleşme yetkisine sahip olabilecek. %3’lük baraj ise durumu pek de düzeltir gözükmüyor. Çoğu sarı sendika olmak üzere, toplu sözleşme yetkisine sahip 51 sendikadan 20’si barajı aşamıyor. TBMM’deki tasarıya bir madde eklenerek %3 barajına göre sendikaların yeniden teşkilatlanmaları için 1 yıllık bir süre tanınması öngörülüyor. Hatta tepkileri yumuşatmak için, geçiş sürecinin 5 yıla çıkarılması gibi bir teklif de görüşülmekte.

Kısacası, burada hedef alınan kurumun DİSK olduğu ortaya çıkıyor. Son yıllarda “1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması” gibi önemli bir kazanıma imza atan ve hedefi devrimci sendikacılık olan DİSK’in bir çok sendikası bu şartı taşımamakta, daha doğrusu “taşıyamamakta”. Çünkü patron baskısı sonucu Türk-İş ve Hak-İş gibi bazı iş kollarında patron dostu olan sendikalara geçirme baskısı sonucu, kimi işçiler gönülleri el vermeyerek DİSK’den ayrılmakta.

DİSK, “kızıl sendikacılık” yerine “para toplayan sıradan bir romantik derneği”ne çevrilmek istenmektedir. Toplu sözleşmeyi, bütün işçilerin temel hakkı olarak tanımayan, bütün grev tarzlarını yasaklayan ve ya engel koyan, sendika üyesinin ve temsilcisinin güvencesini sağlamayan bir değişimin, 12 Eylülcülüğün eserleri olacağı açıktır.

Böyle bir durum karşısında yapılacak olan bellidir. Hükümet, yaşamasını sağlamasından başka hiç bir şekilde kullanamadığı ücreti için çalışan işçilerin tokadını yemeli. 10 aydır Gea önünde direnen Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçilerden Onur Şiva’nın dediği gibi “yeni 15-16 Haziranlar yaratılmalı”! İşçinin hakkını arayan, işçilerin kurtuluşları için örgütlendikleri sendikalar kapatılamaz!

İŞÇİLERİN BİRLİĞİ SERMAYEYİ YENECEK!

TEPKİ VE DEĞİŞİM DERGİSİ