Niçin varız?


İnsanlığın kurtuluş mücadelesi yıllardır sürüyor. Onlarca baskıya rağmen, insanlığın kendiyle olan sınavını başarıya ulaştırmak ve sömürüsüz bir Dünya’yı kurmak için, milyonlarca insan umut besliyor. Ülkemizde de bu umut, yıllardan beri sürmekte, bütün geri gidişlere, bütün eksikliklere rağmen, insanlığın mutlu sona ulaşması için yapılan bu son “savaş”a, çok değerli birikimler sunulmuştur.
İşte biz, bu değerli birikimlerin en önemlisi olan, yıllardır ülkemizdeki geri gidişin başlıca sebebi olan, birlik sorununu çözmek için, samimi bir adım atmaya, ülkenin sorumluluk sahibi gençleri olarak harekete geçtik. Toparlanmaya ve daha sağlam bir mücadeleye ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, süreci hızlandırmak ve bu gücü barındıran hareketlere desteğimizi sunmak için, bir şura olarak ortaya çıktık.
Başlangıçta, bilmediğimizi ve öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu bilerek yola koyulduk. Öncelerde yaptığımız, felsefenin biricik yöntemi olan soru sormayı kullanarak, bunlara çözümler bulmak için kafa yorulmasını sağlamaktı. Yazdıklarımızın henüz doğru olma iddiası yoktu. Bu süreç içinde tek prensibimiz, sorgulayan insanların bir araya gelmesiydi. Sorgulamanın adını koyduk bu yüzden, “Solcu” dedik kendimize ve insanlara merhaba dedik.
Sonrasında gittikçe büyüdük, büyümemizin yanında soru sormak yetmedi, cevaplama kısmına girmeye çalıştık. Sol siyasetin ne olduğunu, nasıl dönemlerden geçtiğini duyurmaya çalıştık. Solculara, insanlara değişime ikna etmek ve tepki göstermek konusunda, bir pusula oluşturmaya çalıştık. Sonunda “Solcu” olmak da yetmedi, tüm arkadaşlarımızla kafa kafaya verip, en çok ihtiyacımız olan iki şey olan “Tepki ve Değişim”in adını aldık.
Pusula olmak da yetmedi. Çünkü sorunlar gün geçtikçe büyüyordu. Buna karşılık olarak biz “Solcular” birlik değildik. Ancak biz, zaman geçtikçe, bu çatı altında, güzel bir hale geldik. Bağlılığı yüksek ve dayanışması en üst düzeyde bir aile ortaya çıktı. Bu aile gün geçtikçe daha çok aynı orantıda düşünmeye, daha çok insanı arasına katmaya, daha çok yoldaşını mücadele içinde tutmaya başladı. Kısacası Tepki ve Değişim Dergisi, sadece bir bilgi kaynağı olmadı, bir bütünleşme yuvası, bir derleniş okulu oldu.
Neden “Tepki ve Değişim”?


İnsanların ezilmeye başlaması, sömürünün ortaya çıkışı, aslında insanlık tarihinden biraz daha kısa bir tarihe sahiptir. Önümüzde yapraklar ile dolaştığımız çağda kurulan ekonomik etkileşimler, sömürüyü reddetmekteydi. Kısacası biz insanlar, sömürüyü reddeden bir başlangıç ile tarihte yer alsak da, sonrasındaki dönemlerde sömürü daha çok gelişecek ve bize tarihte kanlı sayfaları sunacaktı.
Sömürüye karşı mücadele de, yine insanlık tarihinden biraz daha kısa bir tarihe sahip olsa da, onun teşhirinin ve adının konulmasının, insanlık tarihine göre ömrü çok uzun değil. 19. yüzyıl başlarında adı konulan sosyalizm, daha o zamanlar bile sömürü hakkında bir öneri sunmamaktaydı. “üretim araçlarının kişi yerine toplum tarafından ortakça yönetilmesi” anlamına gelen sosyalizm, önce Karl Marx tarafından sıçramaya uğrayacak, daha sonra Paris Komünü ve Ekim Devrimi ile birlikte işçi sınıfının iktidarının nasıl bu sömürü sistemini kıracağını gösterecekti.
Günümüzde, bireysel mülkiyeti reddedemeyen, bunun reddedilmesi için çaba göstermeyen ya da yanlış yöntemler uygulayanlar nedeniyle, sömürü sistemini reddettiğini açıklayan ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmemekte. Bunun yanında, insanların tepkisiz kalması için, maddi ve ya manevi her türlü çaba sarf edilmekte.
İşte bu sömürüye karşı, ülkemizde de gerçekleşmeyen tepki, bizim ilk ihtiyacımız oldu. Tepki göstermeyen insanlar, sadece sömüren ve hayatından memnun olanların elini güçlendirmekte. Gösterilecek en ufak bir hareket, bir kıvılcım, aslında değişimin ve sorgulamanın da tetikçisi olacak. Sonuç olan değişim ise, bizim ileriye doğru gitmemizi, daha çok sorgulamamızı ve bir gün sömürünün nasıl olduğunu, aslında hayatın ne ile mücadele etmek gerektiğini ortaya koyacağını ortaya çıkaracaktı. Kısacası, Marksist/Leninist bilimin temel öğretisi olan diyalektik materyalizmin iki kuralını, birbirleri ile girdiği ilişki ve sonucu, adımız olarak kullanmaya karar verdik. Böylece “Tepki ve Değişim” adını aldık.
Niteliklerimiz


Tabii ki sorulacaktır, “bu kimin dergisi” diye. Cevap olarak şöyle diyebiliriz:
Biz, sol siyaseti benimseyen ve bütün insanlığın sömürüsüz yaşamı hak ettiğine inanan insanların dergisiyiz. Sömürüyü reddeden, üretim araçları üstündeki bireysel mülkiyeti reddeden, baskılara hayır diyenlerin rehberi olmak için yola çıktık. Temiz duygularla inandığımız yola baş koyuyoruz. Bizim bir vücut olabilmemize, değişik fikirlerin yan yana durabilmesinde, en büyük formülümüz hoşgörü, ukala olmamak ve sorgulayıcı olmaktır. Çünkü takip ettiğimiz prensipler gözümüze kül serpmiş olsa da, olgulara dayalı metot ve mantığı temel alarak olarak yoluna devam etmenin, esnafça beklentilerden kurtulmanın ve bilime sadık kalmanın devrimcilerin temel özellikleri olduğunun farkındayız. Bu bilincimiz, süreç içinde birçok arkadaşımızın ezilenlerin prensipleri ile donanmasında önemli bir etken olmuştur.
İnsanların hayvan yerine konulduğu bu cehennemden bizi kurtaracak bir yapının temeli olma yolunda öncü rolünü oynayacak olan birleşik, proleter komünist partinin kurulmasında bir okul olma amacı gütmekteyiz. Bu çok kolay bir iş değil, ancak bu noktada bir adım attık ve bu adım daha öznel olarak hazır olmamızı sağlayacaktır.
Tepki ve Değişim Dergisi, yazı tecrübesi fazla olmayan, ancak ezilenlerin sorunlarıyla ilgili ve bir şeyler yapmak isteyen her genç insanı bünyesine kabul eden bir yapıdır. Oy verdiği parti, sahip çıktığı gelenek, yer aldığı örgüt ne olursa olsun, ezilenden yana olacak şekilde sesini duyurmak isteyen herkese yer vermek, seslerini duyulmasını sağlamak, sağladığımız imkanlar arasında yer almakta. Dergimiz, insanlara yol sunan, sorunu değil çözümü konuşan ve genç devrimci adaylarına sisteme uyup sinmeleri yerine, mücadeleci duruşu ile cesaret vermeye çalışmakta.
Dergide kullanılan dile dikkat etmekteyiz. Anlatım bozuklukları kadar, yabancı kökenli sözcükleri de çevirmeye dikkat etmekteyiz. Ancak tecrübesizliğimiz nedeniyle hatalarımız olabilir, affola.

Bu yazı, 20 Haziran 2011 tarihde, yapılacak olan toplantı öncesinde, taslak olarak kaleme alınmıştır..