Doğunun sınırlarının tam nerede başladığının belirsizliği içinde ırkçılar ‘perker’ der doğudan gelen tüm yabancılara. Liberallerde etnik kökenli insanlardan söz ederken ‘onlar’ ve ‘biz’ diye başlar genellikle tartışmalarına. Bu ayrım, o kadar yakıcıdır ki bazen, göçmenler kendilerinin de ‘onlar’ın bir parçası olduğunu unutup, kendilerinden olanları, ‘onlar’ diye anlatır, perker diye söz eder danimarkalılara. Onlar’ınsa homojen olduğu asla söylenemez. Statülerine göre kendi aralarında alt sınıflara ayrılırlar. Komşuları İsveç – ki burada yaşayan İsveçlilerin % 83’ünün uyum nedeniyle psikolojik sorunları olduğu söylenmekte- ve Norveçliler ilk sırayı, Batı Avrupalılar ikinci, Yunanlılar üçüncü, Wietnamlılar dördüncü, İranlılar beşinci, Türkiyeliler altıncı, Pakistanlılar yedinci, sömürgeleri Grönland bile sekizinci sıraya düşerken Romanların (Çingenelerin) adına rastlamak mümkün değil! Ama, onlardan sözederken resmi ağızlar, aşağılanmasınlar diye ‘Roman Vatandaşlarımız’ demeye dikkat ederler. Devamı »

Son yerel seçimlerde kaleme aldığım bu yazıyı, hani bir seçim(referandum) zamanı daha geliyor ya… Ya evet diyeceğiz ya da hayır.. Yerel seçim zamanı hal böyleydi… Hatırlayalım ve bir kez daha düşünelim… Devamı »

DEVRİMCİ BAŞARILARIN TEMELİ

MAYA HALKI, ilk günden beri Zapatist Devrimcilerin yüreklerine yazıp, kulaklarına küpe edecekleri şeyi, yani DEVRİMCİ BAŞARILARIN TEMELİNDE yatan o “müthiş” olduğu kadar da “basit” olan “SIRRI” iki satırla şöyle özetliyor:

“-SUSUN, KULAK VERİN VE ÖĞRENİN. VE BUNDAN SONRAKİ AYAKLANMA İÇİN YİNE HEP BİRLİKTE ÖRGÜTLENELİM.” (Gazeteci G.M. Ramirez ile Birgün söyleşisi, 19 Kasım 2006. Devamı »

Sevgi Yaman’ın katilleri bulunsun!

07.8.2010

Halkçı Devrimci Gençlik Birliği 4 no’lu bildiri

Devamı »

Bu yıl oldukça gürültülü devam ediyor.2010’a merhaba dediğimiz günlerde içimizde bir heyecan oluştu; TEKEL işçileri yeter demiş ve ANKARA’yı işgal etmişti deyim yerindeyse. 79 gün direndiler.79 gün boyunca inandılar, inandık.

Bu süreçte, maden kazaları, Tuzla tersanesindeki ölümler, kot taşlama işçilerinin isyanı, itfaiyecilerin direnişleri yaşandı. Sendikaların maskesi düştü teker teker. Devamı »

http://www.tepkivedegisim.org/2deresk32.jpg Tepki ve Değişim Dergisi Ağustos 2010 sayısı – Sayı 32

Devamı »

Geldik yazının üçüncü ve son bölümüne. Herkesin kendine göre demokrasisi olunca tartışma zorlaşıyor esasında, sol içinde gibi görülen “Demokrasi” tartışması sol içinde değil esasında. Sabah bir arkadaşımla konuştuk uzun uzun, ona tartışmanın tamolarak sol içinde olmadığını, kendini hâlâ sol sananlarla sol içinde bir tartışma var. Türkiye’de nasıl yapma burjuvaziyle burjuvazi, dinciyle dindar ayrışma dönemi, kendini belirleme dönemi yaşıyorsa sol da aynı dönemi yaşıyor. Ve bu herkesin tersine beni korkutmuyor, tam tersi sol taban ilk kez tavanı zorluyor. Bunu SHP’nin Sorosyalistleştirme çabalarında çok net gördük esasında. Ancak bu taban zorlamasını görmek için partiler dışındaki seslere kulak vermek gerekiyor. Burada soldan bahsettiğim CHP yada DSP değil, sosyalist kesim. Ama ayrıca CHP ve DSP’nin tabanı da saflarını belirlemek için baskı yapıyor. Bu uzun bir süreç ve çok tartışmalı geçecek. Gelelim Hasan Bülent Kahraman’ın yazdıklarına… Devamı »

Bu demokratlık tartışmasından herkes bıkmış ve yılmış durumda, bilhassa solda insanları sinir eden noktaya geldi. Gelen mesajlardan ve konuştuğum arkadaşlardan anlıyorum bunu, sağcılık ve dincilikle beraber tartışılır olması delirtiyor insanları… Taraf Gazetesi’ndeki söyleşisinde Hasan Bülent Kahraman saptırmalarına devam ediyor. Devamı »

Ateşe attığı odunun üzerindeki örümceği son anda farketti. Dedi ki, ”Tanrım! nasıl bir acı çekti?” Bu düşünceyle ateşe baktığı anda, ne olduğunu anlamadığı bir şekilde bir ateş sağ bileğine düştü. Çok şiddetli bir acı ile sarsıldı bir an’da. Düşen ateşin hacmi örümceğin bedeni kadardı. O şiddetli acı, geldiği gibi… bir anda gitti. Anladı… Devamı »

Danimarkalı ünlü şair Henrik Nordbrandt – yıllardır Türkiye’de yaşamakta- ‘Yıl onaltı ay’ der bir şiirinde ve ‘ …eylül, ekim, kasım, kasım, kasım, kasım’ diye sürdürür dizelerini. Kasım ayı özel bir ay. Kasım ayı karanlık bir ay. Kasım intiharların en yüksek olduğu bir ay. Onca beyaz gecelerden sonra birdenbire çöken karanlık tek nedeni değil tabii ki intiharların. Kimileri adrenali düşük, soğuk insanlar olarak yorumlarken kuzeylileri, kuzeye – belki kasaba, köy kültürüne- özgü özellikleri kaleme alan Aksel Sandemose ve onun bilince çıkardığı bu oldukça etkin sözsüz yasalar; karanlık, kederli havalardan daha çok çökmekte insanların üzerine. İnsanın insan olduğunu, biricik olduğunu hiçe sayan bu sözsüz yasalara ‘Jante Yasaları’ (Kasaba kültürü) deniyor. Devamı »