Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu, Abant Platformu’nda, “DP’nin 1950’de iktidara geldiğinde CHP’yi kapatıp, İnönü’yü de tarihteki huzurlu yere göndermemiş olması en büyük talihsizliktir.” diye bir demeç verdi geçen gün. Herkes çok şaşırdı, çok ayıpladı, Vali olmasa linç bile edebilirlerdi. Hatta her kesimin kendine has demokratı aynı tavrı koydu, beraber demokrasi dersi verdiler adamcağıza. Bu açıklamaya karşı çıkanların Sorosyalist ekibi iki şeyi unuttu, Vali’nin başını Fethullah Gülen’in çektiği Abant Platform’unda ne işi vardı, devlet memuru nasıl olur da bir tarikatı Sivil Toplum Örgütü yerine koyar ve orada konuşma yapar, diye soran olmadı. Aynı platformda bir de bakan konuşma yaptı (Hangi bakan olduğuna bakamayacağım şimdi, zaman kaybetmeyi sevmiyorum, hangisinin olduğu da önemli değil zaten.), bir bakanın da tarikat platformuna katılması ne kadar doğru ve demokratik bir davranış, bunları tartışmıyorlar. Devamı »

Sanırım bizler uzun zamandır, hatta belki de yıllardır yanlış bişeyi tartışıyoruz. Kürt sorununa “BARIŞ” diye tutturduk ve bunu da beceremiyoruz. Beceremememizin nedeni sanırım yanlış tartışmamızdan kaynaklanıyor, evet artık herkes “BARIŞ” istiyor, akan kanın durmasını istiyor, bunun bir çözüm olmadığını biliyor ama “BARIŞ” bitürlü gelmiyor. Çünkü savaşarak “BARIŞ” konuşuyoruz, olaylar azdığında daha fazla nasıl savaşırız diye tartışmalar yapıyoruz, bugüne kadar hiçbir televizyon programında neden savaşıldığı –en azından son 25 yıldır- tartışılmıyor. Tartışılan tek şey nasıl daha fazla askeri harekat yaparak durdurulacağı, neden başladı, nasıl başladı, olayların gelişmesinde Kenan Evren’in rolü ne kadar var, bilhassa yeni nesilin haberi bile yok bunlardan. Devamı »

Bir ülke halkının, o ülkenin aydınlarının ve yazarlarının demokrasiyi içine sindirdiği yada anladığı nasıl anlaşılır diye düşünüyorum kaç gündür. Bunu düşünürken aydın nasıl olmalı, kimler aydındır diye de kafa yormaya başlamadım değil. Sonunda ya ben aydının tanımını yanlış bildiğime yada kendimin asla aydın olmadığına kanaat getirdim. Devamı »

70.  KURULUŞ  YILINDA  KÖY  ENSTİTÜLERİ‘Nİ  ANIYORUZ!

‘Köy enstitüleri , kırsal kesimde aydınlanmaya başlayan halkın kendine güveninin gelmesini sağlamış,onlara bireylik hissini tattırmıştı.Bu his; sanatta, edebiyatta, bilimde, teknolojide ve daha birçok alanda geleceğe yönelik olumlu beklentiler getirmişti.Köylü,yüzyıllar öncesinden kalan toprak ağalığına boyun eğmiyor, ekonomik özgürlüğünü kazanıyordu. Sanayi için gerekli olan eğitimli ve nitelikli işgücü oluşmaya başlamıştı.En önemlisi de, ezberci eğitimden uzak, analitik düşünebilen,sorgulayan bireyler yetişmeye başlamıştı.‘ Devamı »

Her çocuk biriciktir ve hepsinin güven dolu sosyal gruplara girme hakkı vardır. Çünkü farklı sosyal gruplar içinde olmadan yeşermek mümkün olmadığı gibi, farklılıkları içinde barındıran bireyler olmadan da gerçek sosyal gruplar oluşmaz. Devamı »

Dünyaya baktığımızda en çok kişiler ve ülkeler bazında trajedilerin yaşanma sebebi  aynı mekanizmayla işliyor gibi görülmektedir.  Düşünülerek yaratılan bir etki ile istenilen sonucu elde etmek. Bu kesinlikle zor değildir. Hedefiniz  bir kişi de olabilir, bir ülke de olabilir.  Zayıf noktaları ile karşı tarafın beyninin, duygularının işleyişini çok iyi tanımakla ve iyi bir stratejiyle, planlanan etkiye amaçlanan tepkiyi elde etmek hiç de zor değildir. Devamı »

Sabahtan beri abuk-sabuk şeyler yapıyorum, daha doğrusu bişey de yaptığım yok, abuk-sabuk oturuyorum. Yazı yazmamaya karar vermiştim, ölümler içimi daralttı, verilen demeçler deliye döndürdü… Şu anda bile ekranda biri “Demokrasi şudur!..” diye konuşuyor. Herkes demokrasiden bahsediyor, bilhassa AKP iktidarından beri demokrasi uzmanından geçilmiyor. Devamı »

AKP (Açılımmayalım Kapatalımmayalım Partisi) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yıl önce hiçbişey yapmamak adına başlattığı Kürt Açılımı hareketinin bittiğini yazıyor kimi köşe yazarımsıları. Ben AKP’nin başlattığı Kürt Açılımı hareketinden aklımda kalanları yazmak istiyorum: Devamı »

Türkiye’de son yirmi yıla baktığımızda cumhurbaşkanlarında bir gariplik var, bu garipliği bozan tek kişi de Ahmet Necdet Sezer. Turgut Özal cumhurbaşkanı seçildiğinde kimileri sivil cumhurbaşkanı seçildi diye nerdeyse göbek atmıştı. Kimse Turgut Özal ’ın 24 Ocak kararlarının kahramanı olduğunu, 12 Eylül faşizminin başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olduğunu, “Anayasayı bir kere delmekle bişey olmaz!..” diyerek Ahmet Özal’a özel televizyon kurdurtan ve oğlunu milyoner yapan olduğunu hesaplamadı… Benim aklımda kalanlardan birisi “Terlik kararnamesi”ydi mesela, bir gecelik kararnameyle birlikte hayali ihracattan çok ciddi para kazananlar oldu. Buna benzer onlarca olay yazılabilinir, hatta ANAP’ı desteklemediği için batırılan Okumuş Holding olayı bile vardır yapılanların arasında. O yüzden Cem Uzan olayında olanlar konusunda Özal, Recep Tayyip Erdoğan’ın hocasıdır, doğal olarak Aydın Doğan konusunda da … Bana göre Turgut Özal ailesinin zenginleşmesi konusunda ilk sanık olması gereken cumhurbaşkanıdır. Devamı »

Geçtiğimiz ay Diyarbakır’a “Canlı Kalkan” olarak gitmiştim, BDP düzenliyordu ve basın toplantısının yapılacağı bir yer belirlemişlerdi. Üç otobüs yola çıktık ve herkesin bildiği gibi konvoy hedef yere ulaşmadan durdurulmuştu. BDP’nin hukukçu milletvekilleri uzun süre görevli albayla görüştüler ama sonuç elde edilemedi. Valilik can güvenliğimizi tehlikeye atamayacağını söylemiş ve yasak koymuştu. Hatta milletvekillerinin dokunulmazlığı olduğundan mayınlı olduğu söylenen bölgeye onların gidebileceği bile söylenmişti. Devamı »