DİSK’ten 8 Mart açıklaması
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yaptı.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, bugün 8 Mart’ın 100. yılı olduğunu hatırlatarak, “100 yıl geçmiş olmasına karşın, dünya genelinde ve ülkemizde kadınların yaşadıkları sorunlara bakıldığında ne yazık ki hiç de iyimser görüntülerle karşılaşmıyoruz“ dedi.
Türkiye’de, okur yazar olmayan yaklaşık 7.5 milyon nüfusun 6 milyonunu kız çocukları ve kadınların oluşturduğunu, nüfusun yarısı kadın olmasına karşın TBMM’de kadınların temsil oranının yüzde 8.7 (48 kadın milletvekili); yerel yönetimlerde kadın temsil oranının ise binde 5 olduğunu belirten Çelebi, kadınların gelirinin, erkeklerin gelirinden yüzde 40 daha az olduğunu ifade etti. Devamını Oku »
Dünyayı değiştirmek için kadınlar elele
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100. yılı, dünya genelinde alanlarda kutlandı. Kadınlar, Türkiye’de de miting ve yürüyüşlerle talepleri için mücadele çağrısı yaptılar.
8 Mart’ın 100. yılı, İzmir’de yürüyüşler ve ardından yapılan şenlikle kutlandı. Kadınlar, eşitlik, özgürlük ve iş taleplerini dile getirirken, şiddet ve tecavüze karşı ayrımcı yasaların düzeltilmesini istedi.
Öğle saatlerinden itibaren Basmane Meydanı, BDP önü ve Cumhuriyet Meydanı olmak üzere üç noktada kortej oluşturan kadınlar Konak Meydanı’na yürüdü. Devamını Oku »
Komünistlerin gözüyle, Ermeni sorununda Kürt aşiretlerin rolü
Ermeni sorununun önemli aktörlerinden biri de Rusya idi. 1917 Devrimi sonrası Rusya’da iktidarı alan komünistler Ermeni meselesine nasıl bakıyordu. Rus komünistlerinin bakış açısını yansıtan V.Gurko-Kryajin’in Ermeni Sorunu başlıklı yazısı 1926 yılında basılan Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin üçüncü cildinde yayımlandı. Ermeni meselesinin güncel olduğu bugünlerde tarihi bir metin olarak yayınladığımız bu metni Ortak Yaşam’dan Mahmut AYAZ ve Prof. Dr. Aydın İBRAHİMOV çevirdi. Devamını Oku »
Güvencesizliğe karşı mücadele ilerliyo
DİSK Dev Sağlık-İş’in düzenlediği ‘Deneyimler Işığında Güvencesizliğe Karşı Mücadele’ forumu güvencesizliğe karşı direnen işçileri, sendikacıları ve akademisyenleri bir araya getirdi. Son dönemde öne çıkan işçi direnişlerinde açığa çıkan deneyimlerle, güvencesizlik üzerine sendikal, akademik ve hukuki tartışmaların buluştuğu forum ilgiyle izlendi. Forumun video kayıtları önümüzdeki günlerde Sendika.TV’de yayınlanacak
Dün (7 Mart) İstanbul Tabip Odası Sevinç Özgüner Toplantı Salonu’nda düzenlenen forumda sabah 10.30’dan 17.30’a kadar süren üç oturum gerçekleştirildi. Birinci oturumda güvencesizliğe karşı mücadele deneyimleri doğrudan direnişçi işçilerin ağzından aktarıldı. Tekel işçileri, itfaiye işçileri, taşeron sağlık işçileri, sosyal hizmet çalışanları, güvencesiz öğretmenler, 50/D’liler, Arçelik işçileri, Marmaray işçileri ve set işçilerinin sunumları sürmekte olan direnişlerin ve yeni örgütlenme çabalarının dinamizmini salona yansıttı. İkinci oturumda sendikacılar söz alarak, güvencesizliğe karşı mücadelede sendikaların karşılaştığı zorluklar ve yeni mücadele stratejileri üzerine konuştu. Devamını Oku »
Çetin Emeç anılıyor…
Çetin Emeç, 1935 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Gazeteciliğe 1952′de babası Selim Ragıp Emeç’in Son Posta gazetesinde başladı. 1972′ye kadar Hayat ve Ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1972 yılında Hürriyet Grubu’na geçti. Hürgün Yayınları’nın genel yönetmenliğini yaptı. Bu sırada, Hürriyet Gazetesi genel yayın müdürü oldu. Emeç, 1984-1985 yıllarında da genel yayın yönetmeni olarak Milliyet’e geçti. 1986′da genel koordinatör olarak Hürriyet gazetesine döndü. Çetin Emeç, 7 Mart 1990′da İstanbul Suadiye’deki evinden işine gitmek için çıktığı sırada bindiği arabasının içinde şoförü Sinan Ercan’la beraber öldürüldü. Teröristler, kullandıkları otomobili Bostancı Karakolu’nun yakınına bırakarak kaçtı.
Çetin Emeç’in ölümünün ardından, Sadun Tanju, “Çetin Emeç-Bir Basın Şehidinin Anatomisi” adlı bir kitap yazmış ve söz konusu kitap 1992 yılında yayımlanmıştır. Devamını Oku »
Türkiye sallanıyor onlar sallıyor
Elazığ’daki deprem Başbakan Erdoğan’a, bakanlara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş’a akıllarına geldiği gibi konuşma fırsatı verdi. Açıklamalarda gerçekleşecek depremlerde olası ölü sayıları bile dile getirildi.
Elazığ’da gerçekleşen ve 51 yurttaşımızın ölümüne yol açan deprem Türkiye halkının doğal felaketler karşısında kaderine terk edildiğini acı bir şekilde gösterdi. Depremin ardından açıklama yapan hükümet yetkilileri her zamanki gibi “vatandaşı tedbir almaya” çağırdılar. Başbakan Erdoğan, “kerpiç evlerin faturasının” ödendiğini söylerken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olası İstanbul depreminin ölü sayısını bile açıkladı.
Araştırmaların ortaya koyduğu veriler, özellikle büyük kentlerde halkın kendilerine mezar olabilecek evlerde yaşamaya mahkum edildiğini gösteriyor. Sadece İstanbul’da yüzbinlerce insanın bu şekilde yaşadığı belirtiliyor. Devletin halkın güvenli konutlarda oturma sorumluluğunu göz ardı eden yetkililer vatandaşı uyarmakla yetinirken, parası olmayan halk güçlendiremedikleri binalarda oturmayı sürdürüyor. Devamını Oku »
TEKEL İŞÇİLERİNİN MÜCADELESİ BİR HUKUKSUZLUĞU DURDURDU..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, 4-C konusunda Danıştay’ın verdiği karara ilişkin basın açıklaması:
TEKEL İŞÇİLERİNİN MÜCADELESİ BİR HUKUKSUZLUĞU DURDURDU..
ŞİMDİ SIRA MÜCADELEYİ GENİŞLETİP BÜYÜTMEKTE!.. Devamını Oku »
CHP 8 Yıl Sonra Yine “Affa Destek Veririz” Dedi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grup başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa biz genel affa ‘evet’ deriz” dedi.
Partisinin Batman il kongresinde konuşan Kılıçdaroğlu ekledi:
“Bu sorunu çözmeye talibiz, kardeşlik içinde çözeceğiz. Sağlıklı, güçlü bir ekonomi politikası izleyerek çözeceğiz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye yaratarak çözeceğiz. İktidara geldiğimizde bu bölgede, kesinlikle ama kesinlikle hiçbir özelleştirme yapılmayacaktır. Devlet gelip burada fabrika kuracaktır.” Devamını Oku »
Tekel direnişi bitmedi sürüyor!
Tekel direnişinde, çadırların sendika ağaları tarafından kaldırıldığı bu evrede, 1 Nisan mitingine, 3-4 saatlik bir miting şeklinde değil, Kızılay’a çıkma ve Ankara’yı çadırlarla yeniden işgal etme hazırlığı içinde gitmeliyiz!Türkiye işçi sınıfı hareketinde 78 günlük çadır direnişiyle önemli bir birikim sağlayan Tekel işçilerinin mücadelesi, direniş çadırlarının sendika ağaları tarafından gözdağı ve ayak oyunlarıyla kaldırılmasıyla birlikte ciddi bir kırılma ve moral bozukluğuna uğradı. Bırakalım Tekel işçilerini ve öncü işçileri, devrimci harekette bile bu moral bozukluğu kendisini hissettirdi.
Tekel mücadelesinin can damarı niteliğinde olan direniş çadırlarının sendika ağaları tarafından kaldırılması, Tekel direnişinde bir kırılma ve geri adım olarak değerlendirilmelidir. Fakat, Tekel mücadelesinin vurucu gücü olan direniş çadırlarının kaldırılması, bu mücadelenin bittiği anlamına gelmemektedir. Direniş çadırlarının kaldırılması Tekel mücadelesini yeni bir yol ayrımına sokmuştur. Ya sendika ağalarının bu ihaneti karşısında Tekel mücadelesi adım adım sönümlenecek, ya da, öncü işçilerin ve sınıf devrimcilerinin müdahalesi sonucu bir üst aşamaya sıçratılarak devam edecektir. Bu çerçevede, burada ki bakış açımız, Tekel mücadelesini yaşanan bu kırılmaya rağmen nasıl daha üst bir aşamaya taşıma sorunu ve sorumluluğu olarak görülmeli ve böyle ele alınmalıdır.
Bu bağlamda, ‘Tekel Direnişi Bitmedi, Sürüyor!’ bakış açısıyla pratik organizasyona girerek Tekel mücadelesini yeniden kaldığı noktadan ve daha güçlü halkalarla büyütme sorumluluğu ile hareket etmeliyiz.
Ankara’da direniş çadırlarının kaldırılmasının ardından Tekel işçileri bağlı oldukları illere geri döndüler. Özellikle, direnişte öncü konumda bulunan Tekel işçileri ile bağlantıların sürdürülmesi bu noktada tayin edici önemdedir. Mücadelenin bitmediği, çadırların kaldırılmasının bu uzun erimli mücadelede sadece küçük bir yenilgi olduğu, fakat bu yenilgiden de dersler çıkartarak yeni bir düzlemde mücadelenin önünü açmaya kilitlenmek gerektiğini Tekel işçilerine bıkmadan, usanmadan anlatarak moralleri yüksek tutmaya çalışmak. Bulundukları illerde işçi direnişlerine toplu olarak katılmalarını örgütlemek mücadeledeki sürekliliğin devam ettirilmesi açısından ise önem taşımaktadır. Fakat bundan da öte, Tekel işçilerinin bulundukları illerde Tekel işçilerinin eylem değerlendirmeleri, ‘1 Nisan mitingine nasıl gidilmeli ve hedefler neler olmalıdır?’ içeriğinde toplantıların örgütlenmesi ve her ilin kendi içerisinde komiteler oluşturması başlara yazılması gereken hedeflerimiz arasında olmalıdır. Bu bağlamda, Tekel çadır direnişinde sağlanan ilişkilerin iller bazında sürekli görülmesi ve ortak organizasyonların örgütlenmesi biz işçi sınıfı devrimcileri açısından bir zorunluluktur.

Diğer taraftan, bulunduğumuz bütün alanlarda Tekel direnişinin bitmediğini, devam ettiğini anlatan ve Tekel mücadelesini sürekli gündemde tutan ve 1 Nisan Ankara mitingine çağrı niteliğindeki bildiri, afiş ve çeşitli etkinliklerle hazırlanmalıyız.
Sendika ağalarının ağız ucuyla dile getirdiği 1 Nisan Ankara mitingine de bütün alanlarımızda bu kafa açıklığı ile hazırlanmalıyız. 1 Nisan Ankara mitingi başta, 3-4 saatlik gidip gelinecek bir miting olarak ele alınmamalıdır. 1 Nisan mitingine, Tekel mücadelesini yeni bir üst evreye sıçratmanın hazırlığı ve kararlılığı ile gitmeliyiz. 1 Nisan mitingine, Kızılay’a çıkma hazırlığı ile gitmeliyiz. 1 Nisan mitingine, Türk-İş önüne yeniden ve daha fazla direniş çadırını kurma hedefi ve hazırlığı ile gitmeliyiz. 1 Nisan mitingine, günler, haftalar, aylarca Ankara’yı işgal etme hazırlılığı ve kararlılığı ile gitmeliyiz, gideceğiz.
Tekel Direnişi Bitmedi Sürüyor!
Kavga Bitmedi Daha Yeni Başlıyor!
Bütün Güçler 1 Nisan Mitingine!
Kaynak: Alınteri

Çalışmak bir dert, çalışamamak bin dert: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..Çalışmak bir dert, çalışamamak bin dert: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor.
Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Devamını Oku »





