Asıl yol kazası: AKP ve Erdoğan’da – Ahmet Nesin
“Kürt açılımı” ve “Habur sınır kapısı”… Barışın istendiği bir ülkede ikisini yanyana koyduğunuz ve düşündüğünüzde bu halkın ve siyasilerin gerçekten barışa özlem duyduğunu düşünürsünüz… Ama Türkiye’de öyle olmuyor, bu karşılamadan “Barış” yerine “Savaş” beklentisi, korkusu ve çığlıkları çıkıyor… Bişeyleri ya anlamıyoruz yada tersten anlıyoruz. “Kürt açılımı”nın baş koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay barış adına gelen PKK’lilerin karşılama olayını “İş kazası” olarak yorumlamış.
Bu olaya “İş kazası” diyen birisi barışı istemiyor demektir, barış adına yaptığı bütün görüşmeler, verdiği çabalar fasafisodur, halkı kandırmaktır. Kürtlerin “Barış geliyor”, “Artık çocuklarımız ölmeyecek” diye sevinmelerini “İş kazası” diye açıklayan bir bakan ne savaştan ne de barıştan bişey anlamıyor, barışın getiri ve götürüleriyle ilgilenmiyor demektir. Kürtlerin bütün istemlerini bir yana koyalım “Önce insan”ın anlamını bilmiyordur.
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Kürt açılımı” dediğinde bunun olmayacağına söyleyenlerden biriydim. Barışı en çok isteyenlerden biri olmama karşın neden inandırıcı gelmedi, çünkü bu sorun yıllardır her anlamda Türkiye’nin en önemli sorunudur ve siz iktidara oynayan bir partiyseniz bu sorun parti programınızda olmalı, yoksa ve yedi yıl sonra birden bu konuyu barışla çözeceğim diye ortaya çıkarsanız inandırıcı olamazsınız.
“Kürt açılımı” ortaya atıldığından beri olanları tek tek sıralamanın pek bir anlamı yok, tutuklanan Kürt il ve ilçe başkanları, sınır ötesi harekatlar ve bana göre en önemli iki tanesi AKP’nin kendi içindeki Kürt Milletvekillerini susturmasıyla zamanın Kürt Partisi DTP’yle Erdoğan’ın başbakan olarak değil de parti başkanı olarak görüşmesidir.
Habur sınır kapısında barış için yürüyenleri savaş çığırtkanlığına dönüştürürseniz sonunda bugünkü konuma gelirsiniz… Nedir bugün AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diğer parti başkanlarıyla görüştüğü: Profesyonel Ordu… Sınırlarda konuşlandırılacak olan bu ordu terörizme karşı kurulacak. Paralı asker, Fransızların Lejyonerleri gibi, insan öldürmeyi öğrenecekler, daha iyi öldüren daha başarılı olacak, belki de prim bile alacak.
Bir hükümet düşünsenize bir yıl içinde barıştan öldürmeye doğru programlanmış ve bunu diğer parti başkanlarıyla görüşecek… Ve hemen hemen herkesin şaşırdığı “Neden BDP’yle görüşmediği!” AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan neyi görüşecek BDP’yle, barış olması için profesyonel ordu kurmayı ve daha çok Kürt öldürmeyi mi tartışacak BDP’lilerle. O yüzden bence en doğrusunu yapıyor Erdoğan, olaya barışçı çözüm yerine terörün durdurulması ve bunun için profesyonel ordu diye bakarsanız konuşacak fazla bişey yok. Terörün durdurulması (Adına ister terör deyin, ister savaş, ölümün durdurulması esas amaç) barışın mutlaka bir parçasıdır ama yerine daha kolay öldürecek bir ordu yaratarak değil, sorunun nedenlerini çözerek olmalı.
Bu askerlerin görevi 5-10 yıl olacakmış ve arkasından ciddi bir tazminat ve emekli maaşı bağlanacakmış. Neden bu kadar kısa sürede emeklilik, işte bütün sorun burada… Ben Fransa’da iki lejyoner tanıdım, biriyle samimi oldum, diğerini uzaktan izledim, fazla konuşma olanağım olmadı. İkisi de alkol ve uyuşturucu batağında, aldıkları yüksek tazminattan eser kalmamış, son kuruşlarına kadar bitmiş, çocuklarıyla araları yok çünkü öldürme üzerine kazanılmış paralar var ortada, psikolojileri bozulduğundan zaten döndüklerinde evlilikleri de bitmiş… Ne kadar yazsam boş esasında, onları görmek gerek, yapabilecekleri tek iş bar ve diskolarda kapı fedailiği, o da kendileri fazla alkol batağında değillerse.
İşte kurulmak istenen ordu böyle bişey, ben aylardır hem dağdaki PKK’linin, hem orada görev yapan subay ve eratın, polisin, korucunun psikolojisinin bozulduğunu yazıyorum, bir de profesyonel olanı düşünün. Öldürmek ama sadece öldürmek üzere yetiştirilen ve şartlanan bir askeri ordu, büyük bir olasılıkla cezai ehliyeti olmayan insanlar topluluğu, düşünmek bile istemiyorum. Herkesin barış adına karşı durması gereken bir durum, barışı öldürmeden nasıl getirebiliriz, tartışılması gereken bence bu olmalı…
Ahmet Nesin
Erdal Aksungur
Oya Aktaş
Ayten Bayram
Sibel Karazeybek



