Beni bu anayasada ne ilgilendiriyor?
Kendime böyle bir soru sordum ama yanıtlaması o kadar kolay değil. Esasında kolay da, Türkiye’de o kadar demokrat hocası varken zorlaşıyor iş. Türban tartışmasında da aynı sorun vardı, türbanı desteklemeyenler anti-demokrat yada faşistti. Türkiye’de demokratlık Kur’an’daki bir ayeti destekleyip desteklememeye bağlıydı. Şimdi de anayasayı destekleyip desteklememeye bağlı demokratlık. Neşe Düzel’in Taraf Gazetesi’ndeki söyleşisinde Hasan Bülent Kahraman da demokratlık tanımlaması yapmış, yarın yazacağım bu konuyu, söylemesi ayıp değil biraz da ağır olacak çünkü kendisi ağır yazmış…
Yazının başında yazayım,ben bu referandumda “HAYIR” oyu kullanacağım… Kimi aydınımsı demokratımtraklar bu yaklaşımı 12 Eylül Anayasası’nı benimsemekle eşdeğer görüyorlar… Ben ikisine de karşıyım, faşist anayasa değişsin diye yerine başka bir faşist anayasayı savunamam. Yapılan değişiklikler faşist mi, evet bana göre faşist, askeri yerine sivil diktanın getirdiği bir yapılanma…
Birincisi ben anayasa değişikliği denildiğinde tamamının değiştirilmesini anlıyorum. Yarım yamalak getirilecek bir demokrasi dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Solcu yada sosyalist biri “BİRAZ”la ilgilenmez, yetinmez.
En önemli ikinci gerekçem 12 Eylül faşizmini yapanlar üzerine söylenen yalanlardır. Bikaç kez yazdım, CHP Anayasa’nın geçici 15. Maddesinin kaldırılmasını bu meclise öneri olarak getirdi. Hem başbakan hem de yalakası yazarlar bu konuyla alay ettiler. Şimdi tam tersini yapıyorlar, değişim paketinde alay ettikleri değişim var. Çok açık yazıyorum, bu iki yüzlülüktür, bunu ne AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ne de yalakaları açıklayamaz… Neden bekledikleri üzerine değişik söylemler var, zaman aşımı bunlardan en çok söyleneni. Zaman aşımı olur yada olmaz, bu hukukçuların tartışacağı bişey ama daha da önemlisi benim bildiğim bu kadar geriye dava açılamadığı, bunun adına zaman aşımı yada başka bişey deyin, yani kimse kimseyi kandırmasın, 12 Eylül’ün sorumlusu hiç kimse yargılanmayacak.
O zaman bu meclis ne yapmalı? AKP Genel Başkanı Erdoğan biraz önce televizyonda “Hiçbişey yapamazsak iade-i itibar yapalım…” dedi. Ben tersini öneriyorum Erdoğan’a ve yalakalarına, “İade-i itibarsızlık” yapalım. 12 Eylül faşizmine karışmış herkesin itibarları gerialınsın, Kenan Evren Genel Kurmaylıktan ve cumhurbaşkanlığından çıkartılsın, maaşı kesilsin, itibarsız kalsın. Erdoğan 16 yaşında idam edilen Erdal Eren’den bahsediyor konuşmasında, o ismi adını ağzına alması bile midemi bulandırıyor çünkü bu çocuklar asılırken kıs kıs güldüklerini biliyorum. Madem Erdal Eren olayını bu kadar önemsiyorsun Erdoğan, O’nu kemik yaşını büyüterek idam ettiren Kenan Evren’in itibarını elinden alır mısın, böyle bir önerge verir misin meclise? Hodri meydan demokratımsı sorosyalistler, hep beraber bir kampanya başlatalım, 12 Eylül’e karışanların itibarları iade edilsin, söz ağızdan bir kez çıkar Erdoğan, hadi bakalım İade-i itibar kampanyasına…
Bir başka konu bu anayasa değişikliğindeki parti kapatmanın meclise verilmesi, ilk kararı meclisin verecek olması. Diyeceksiniz ki bu karar meclisten çıkmadı, reddedildi, evet ama bu faşist niyet var mıydı yok muydu? Bu yasayı anayasayı taşıyan parti nasıl demokrat olabilir, küçük partilerin ve bilhassa Kürt partisinin başında demoklesin kılıcı gibi bir anayasa maddesi duracak ve bunun adına da demokrat anayasa denilecek. Bunu az okuyan yada okumayan halka yedirebilirsiniz ama Kürt olduğu için devamlı kapatılan partiye yediremezsiniz, ben yutmam, bunun elinde bir koz olarak bulunduran bir meclis, hangi parti iktidarda olursa olsun demokrasiden bahsedilemez.
Anayasa Mahkemesi üyelerine gelelim, her meslekten üye alınması olayı vardı, mahkemeden geri döndü, yine dönmesi bişey değiştirmez, beni buradaki amaç, bu değişikliği yapan partinin niyeti ilgilendirir, HSYK seçimlerinde birinci sınıf hakim ve savcıların onbir üye seçimi için kullanacakları tek oy ilgilendirir, bunlar hep sivil faşizmin ayak sesleridir, bunların yok olması AKP’yi ve yalakalarını birden demokrat yapmıyor maalesef.
Daha çok var ama son olarak da memura getirilen toplu sözleşmeden bahsetmek istiyorum. Toplu sözleşme hakkı geliyormuş da sol buna nasıl karşı çıkarmış. Toplu sözleşme yazmadan önce ne yapılıyordu sayın yalaka kardeşlerim, memur sözleşme yapmıyor muydu? Benim bildiğim yapıyordu,yaptığının adı anayasada yoktu ve grev hakkı yoktu. Şimdi neyi değiştirdiniz, zaten yapılan bişeyi sözcük olarak anayasaya koydunuz, peki grev hakkı, pardon duyamadım, anlamadım, siz mi duymadınız beni, ben memurum, solcuyum, sosyalistim, grev hakkımı istiyorum, duydunuz mu demokratımtraklar… Yani bu yasada bir değişiklik yok. Grev hakkı verilmeyen bir hak demokratik hak değildir, o yüzden sizlere koskocaman bir “HAYIR”
Ahmet Nesin
Erdal Aksungur
Oya Aktaş
Ayten Bayram
Sibel Karazeybek



