PostHeaderIcon Kenan Evren’den farklı olmalısın Bülent Kahraman – II – Ahmet Nesin

Bu demokratlık tartışmasından herkes bıkmış ve yılmış durumda, bilhassa solda insanları sinir eden noktaya geldi. Gelen mesajlardan ve konuştuğum arkadaşlardan anlıyorum bunu, sağcılık ve dincilikle beraber tartışılır olması delirtiyor insanları… Taraf Gazetesi’ndeki söyleşisinde Hasan Bülent Kahraman saptırmalarına devam ediyor.

Neşe Düzel: Aynı kırılma Kürt kesiminde de görülüyor. Barış ve Demokrasi Partisi BDP de referandumu boykot ediyor. KADEP ve HAKPAR ise “evet” diyor. Ayrıca MHP’de olduğu gibi birçok BDP’linin de “evet” diyeceği söyleniyor. Kürtler neden bölünüyor?

Hasan Bülent Kahraman: Kürtlerin neden bölündüğü sorusunun tek kelimelik cevabı ‘demokrasi’dir. Büyük eksiklikler ve belirsizlikler olsa da, her şeye rağmen Kürtlerin, Türkiye’de var olmak için 1983’ten beri ileri sürdükleri şartların önemli bir bölümü AK Parti döneminde gerçekleştirildi. Mesela Kürtçe televizyon, anadilde konuşmak, Kürtçe isim koymak, Kürt meselesinin kabulü ve Kürt açılımı tartışmaları… Bütün bunlar…

Demek ki neymiş, 1983’ten beri Kürtlerin isteklerinin çoğu yerine getirilmiş. Duyda inanma dedikleri sanırım böyle bişey. Önce Kürt televizyonu kurulmuş, kim kurmuş, Devlet Baba. Peki Kahraman TRT Şeş’den önce Kürtler Kürtçe kanal izlemiyorlar mıydı, izliyorlardı, ROJ TV’yi izliyorlardı, başka kanalları izliyorlardı. Yani kablolu yayın ve uydu yayın oldum olası Kürtçe TV izleniyor Türkiye’de… TRT Şeş’in kurulmasındaki tek amaç bu kanalların izlenmesini önlemektir, yani devlet eliyle gizli bir sansürdür bu yapılan, devletin, dolayısıyla AKP’nin izin verdiği ölçüde bir serbestliktir bu.

Gelelim anadilde konuşmaya, anadilde konuşmak zaten kendi aralarında ve evlerde var olan bişeydi. Sorun buna izin vermek değil,-hatta buna izin verilmesini demokrasi sanmak bence utanılması gereken bişey- Türkçe bilmeyenlerin devlet dairelerinde Kürtçe konuşmalarına yada dilekçe verebilmelerine izin vermek atılması gereken bir adımdır.

Ailelerin çocuklarına Kürtçe isim koymalarına izin verilmiş, kusura bakma ama Kahraman bu yalanı sana kim söyledi. Hadi git de bir çocuğa Welad ismini koy,koyamazsın, çünkü “W” harfi yasak, onun yerine iki tane “V”yi yan yana yazmak zorundasın. O da her zaman olmuyor, Nüfus Müdürlüğü’ndeki memurun demokratlığına yada milliyetçiliğine bağlı bu izin. Fransa’dan ve Almanya’dan gelip de döndürülen küçücük çocuklar var sınır kapılarımızda… Atarken lütfen biraz daha dikkatli at, en azından ben yutayım ki sana hak veren yazılar yazayım…

Kürt sorununun kabulü AKP’yle mi başladı Kahraman, bu tartışma Turgut Özal’la başlamadı mı, ben mi yanlış anımsıyorum, sen mi? SHP 1989 yılında Kürt raporu hazırladı, SHP Türkiye’deki bir partiydi biliyorsun değil mi? Daha sonra CHP aklımda kaldığı kadarıyla 1999 yılında benzer bir rapor hazırladı. Sakıp Sabancı ayrı bir rapor hazırladı… Bütün bunlar yapıldığında ve tartışıldığında AKP diye bir parti yoktu Kahraman. Tarihi saptırmadan yazarsan daha inandırıcı olursun.

Gelelim Kürt açılımına, sadece iki soru soracağım, açılıma bu kadar inanan AKP ve başı Erdoğan neden açılımın adını değiştirdi, neden Kürt açılımı diye devam etme cesaretini gösteremedi. Kendi Kürt milletvekillerine demeç verme ve konuşma yasağı getirdi. Sen ve senin gibilerinin inandığı kadar inansaydı bunu yapar mıydı,daha açığı Kürt sorunu kendi parti programında olsaydı adını değiştirir miydi?

Kürt sorununu kim çözer, tabi ki meclis, diğer partilerle ve sivil toplumörgütleriyle konuşur ve ortak bir çözüm bulur. Hükümetin bu konuda ikna etmesi gereken birinci parti Kürtlerin partisidir. Yani Hükümet eski BDP’yle konuşmak zorundadır. Peki AKP Genel Başkanı ne yaptı, başbakan olarak değil, AKP Genel Başkanı olarak görüştü. Bu bir korkaklıktır ve korkarak hiçbişeye çözüm bulamazsın Kahraman.

AKP olmadan önce bu ülkenin meclisine Kürtler parti olarak girdiler ve çözüm tartışmaları daha o zamandan başladı. Hatta onların meclisten alınmaları bile çözümün bir parçasıdır. Çözüm dediğin şey 2 günde olmayacağından o zamanın çözümsüzlüğü bile çözümün bir başlangıcıdır. Olumlu yada olumsuz bişey tartışılıyorsa çözüm yolu açılmıştır ve buna AKP denilen parti kurulmadan önce başlandı bu ülkede…

Bu referandum dolayısıyla Kürtler bölünmüş, bak işte burada haklısın Kahraman, Kürtler daha önce bölünmemişlerdi, hepsi aynı partiye oy veriyorlardı, esasında yüze yakın milletvekilleri var da sen ve ben göremiyoruz. Hani dediğin gibi Istanbul’da 7,5 milyon Kürt var ya, bu da 1,5 milyon oy etse kaç milletvekili eder hesaplayalım istersen. Kürtler asla ve asla AKP’ye, SP’ye yada diğer partilere oy vermediler, AKP’nin 75’e yakın Kürt milletvekili sadece bir kamera şakası. Geçenlerde bir yazı yazmıştım “Sayı Saymasını da Bilmiyoruz…” diye, üzgünüm ama sen de bilmiyorsun.

Kürtlerin 1983 yılından beri isteklerinin büyük bir çoğunluğu bu hükümetle çözülmüş diyorsun ya, o zaman sen Kürtlerin isteklerini sadece AKP’nin görmek istediğikadar hatta ABD’nin görmek istediği kadar görüyorsun. Senin anladığın özgür ve muhalif Demokratlık da sanırım böyle bişey. Mesela yüzde onluk baraj Kürtler için asla sorun değil, onlara milletvekili kaybettirmiyor… Sakın bu anayasa maddesi değil deme, meclis anayasa maddeleri dışında değişiklik yapamıyor mu yoksa, böyle bir yasak mı var?

Neyse bugün bu kadar baş ağrısı yeter, yarın da bu Eşit vatandaşlar olayını tartışırız, kimler eşitliği istemiyor, istersen beraber bir göz atalım…

Yorum yazın

Security Code:

Dergimize abone olun
Tepki ve Değişim Dergisine üye ol!

Bildirilerimiz

Eski Sayılar

Facebook
Arama
Üye bölümü
E-mail

Posta Hizmetine Giriş

Bu hizmeti sadece dergi yazarları ve ya sorumluları kullanabilir. Hizmeti kullanmak için lütfen adres ve şifrenizi sorumludan isteyiniz.

Haber ağı bölümü

Haber ağına giriş

Bu hizmeti sadece dergi yazarları ve ya sorumluları kullanabilir. Siteye üye olmanız halinde üyeliğinizin onaylanması gerekmektedir.

NetworkedBlogs